adnan azar 'öldü'; 'bir kış günü bir taksi gelir ve geri gelmez ömrümüz'
Tarihi hatırlamıyorum… Artık yakın tarihi karıştıracak kadar yaşlanıp kocaldım ben de…
Tarihi hatırlamıyorum… Artık yakın tarihi karıştıracak kadar yaşlanıp kocaldım ben de…
Ben dahil ; bin türlü günlük zorluğa, huysuzluğa, politik, ekonomik sosyal gerginliğe rağmen unutulmaz bir hafta sonu geçirdiysek Ankaralılar olarak , Ankara Devlet Tiyatrosu’nun tarifsiz katkıları…
siz bu yazıyı okuduğunuzda , biz Bora’yla daha memlekete rezil olmamış olacağız…
Hayvan Çiftliği / Animal Farm ; Tüyap Kitap Fuarı’nda Geçen Hafta George Orwell’la İçtiğim Acı Kahvenin 40 Yıllık Hatırı.....
UZUN DENECEK BİR ARADAN SONRA; MACİDE TANIR’LI, CEM KARACA’LI , BARIŞ MANÇO’LU ERDAL ÖZ’LÜ, 12 EYLÜL’LÜ, SUSURLUKLU BİR MURAT ÖREM YAZISI…..
Tarih ; 6 Ekim 2013 Pazar…
geniz etli boğuk sesi, kilosu ve pos bıyıklarıyla , kelimeleri yuvarlayan tenzilatlı cümleleriyle hiç de salon aktörü olmayan "hakiki" aktör...
Klasik Türk Müziği’ne yakın olanlar , Selahattin Pınar tarafından bestelenen ve güftesi Baki Süha Edipoğlu’na ait Hatıralar isimli şarkıyı iyi bilir.
Türkiye tarihi , kendisinden önceki iki yüz yıl boyunca doğu batı sarmalında gidip gelmekten bitap düşmüş bir adamın varisçisinin başına gelenler olarak da tanımlanabilir...
çektirin gidin hatıralar / nur içinde yatın güzel insanlar....
Tarih 1 Ekim 2013... Oyun ; Sarı Naciye...
Tarihin sevdiği isimler de vardır ama bir çırpıda hatırlayamadıkları daha çoktur. Hannah Arendt ismini de sınırlı kişiler dışında büyük çoğunluk bilmez, merak da etmemiştir…
Bir arkadaşın işgüzar tabirinden yola çıkarak sorarsak; “Şehr-i Ankara’da, Ekim ayının 2’sinden Kasım ayının 21’ine kadarki elli günde 15 oyun izlerse bir insan ‘tiyatro zehirlenmesi’ yaşar mı ?
1990’ların tam da başı...Soğuk , çok soğuk bir Ankara ayazı...
Hayatın evlilik karı kocalık sevgililik tarafını yaşayanlar bir de çocuk yapmaya karar verdiklerinde önlerinde iki yol vardır.
Tarih 6 Ekim 2012 Cumartesi. Yazdan kalma olmasa da güneşli bir Ankara günü. Devlet Tiyatrolarının birkaç yıl önce açılan Konutkent Cüneyt Gökçer Sahnesi yolundayız.
Yirmisine bile gelmemiş gepgenç biri olarak, 80’li yılların ikinci yarısıdır İstanbul’la tanışmam...
Siyah beyaz televizyon yayınlarının bile Kaf Dağının ardında olduğu zamanların Türkiyesi.
Şu hayatta her işin hakiki ustası, vasatı , kötüsü , müptezeli ve tufeylisi vardır…
“HEPİMİZ GOGOL’UN PALTOSUNDAN ÇIKTIK.... “ (Dostoyevski) ERDAL BEŞİKÇİOĞLU SEN DE ÖYLE ! Türk edebiyatının bir çok dalında yazdıkları ve yaptıklarıyla yarınlara kalacak on büyük isminden biridir Aziz Nesin...
‘EMPARATORE’ LAKAPLI EFSANE GOLCÜ BORİS VİAN SÜRESİZ KADRO DIŞI ! “Efsane Golcü” deyince, ‘ hadi Pele’yi, Maradona’yı, George Best’i, Gerd Müller’i anladık da Boris Vian kim ola ki ?’ diyenler çıkabilir aranızdan.... Hatta, bu isimlerin hiçbirinin lakabı ‘Emparatore’ falan değildi diye itiraz edenler de olabilir...
2 Ekim Cumartesi günü Ankara Küçük Sahne’deki 15.00 matinesine, maaile, ağarmış yeni sezonun duygularıyla gittik biz ,dört kişi... Eşim, ben ve biri on iki diğeri on altı yaşında iki erkek evlatla... Geçen sezon İstanbul’da fırtına gibi estiğinin yazılıp söylendiği Vahşet Tanrısı oyununu izlemek üzere....