Okul Tiyatrosu Manifestosu
Farklı yaş gruplarının, okul tiyatrosu adı altında, sahnelediği birçok “tehlikeli” oyun ve geçirdikleri “zararlı” süreç incelenmiş, son olarak da yukarıda anlatılan olaya şahit olunmuştur.
Farklı yaş gruplarının, okul tiyatrosu adı altında, sahnelediği birçok “tehlikeli” oyun ve geçirdikleri “zararlı” süreç incelenmiş, son olarak da yukarıda anlatılan olaya şahit olunmuştur.
Muhafazakar Kumpanya’nın Asistçileri ve Golcüleri* adlı üçlemenin son bölümünde Kenan Işık’ın kaleme aldığı Dünya Tiyatro Günü bildirisinin asist etkisi, Asu Maro’nun Nurullah Tuncer iddiası ve bir yıl öncesinden, bugün gerçekleşenlerin konuşulduğu Tiyatro Açılımı adlı söyleşi kitabı incelenmiştir.
Muhafazakar Kumpanya’nın Ortaçağ Mantığı
Muhafazakar Kumpanya’nın Temelleri Nasıl Atıldı?
Kemal Oruç tarafından kurulan Drama Kumpanya'nın ilk durağı Ümraniye Cezaevi... Bilgiyle bilgisizliğin çatıştığı, kitap okumanın bile hobi olduğu şu dönemde, özellikle aydınlanmaya ihtiyaç duymaktayız. Küçücük çocukların bile psikiyatr veya psikologlara ihtiyaç duyması ya da bu gereğin onlara empoze edilmesi kökten çürümeye başladığımızı göstermekte...
Marmara Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Gibi Yapanlar Tiyatrosu’nun 24 Mart 2009 Salı günü 11.00’da Göztepe Kampüsü’nde sahneleyeceği Sınır adlı oyunu akıl almaz bir kararla iptal etmiştir. Gerekçe olarak oyun metninde “bayrak” kelimesinin geçtiği belirtilmiş ve “Ne bu? Bayrak, mayrak… Olmaz öyle şey! Sahnelenmesine izin veremeyiz.” denilmiş ve gösteri iptal edilmiştir!
Böyle bir yazı yazmak istememin sebebi, tiyatroyla yakından ilgisi olmayan insanların tiyatro için “Boş işler bunlar.” ya da “İşiniz, gücünüz mü yok arkadaş?” demesi, hatta biraz daha ileri gidip bilirmişçesine “Tiyatroda para yok ki! Aç kalacaksınız.” gibi sözlerle bu boş(!) uğraştan bizi kurtarmak(!) istemelerine bir cevap olması düşüncesidir.
“Epik Tiyatro, Aristotelesçi olmayan tiyatrodur.” Bertolt Brecht Yaklaşık üç hafta kadar önce Bertolt Brecht Gecesi düzenleneceğini öğrendim ve detaylı bilgi almak üzere Kadıköy Belediyesi’ne bağlı olan Barış Manço Kültür Merkezi’ne uğradım. Kapıdan hemen içeri girerken her iki yanda da bulunan Bertolt Brecht Gecesi afişlerini fark ettim. İncelemeye koyulmuştum ki, içeride bir gürültü koptu.
Mahiye Morgül'e… Verdiğimiz tiyatro atölyesi ilanına karşılık değerli üstat Mahiye Morgül kendince bir şeyler yazmış. Araştırmadan, rastgele yazdığı bu yazılar Gibi Yapanlar’ı aşağılamaktadır! Özgür tiyatroyu savunan, başkalarının yerine de düşünüp kafa patlatarak, halkını bilinçlendirmek adına kendini feda eden, Gibi Yapanlar’ın başı her zaman diktir ve güzel, yararlı işler yapmaya devam edecektir!
Güneş her sabah doğup yeryüzünü aydınlatırken, duvarların dışındaki insanlar sahne yıkmakta ve birbirini karanlığa itmekteydi; biz ise güneş girmeyen yerde, duvarların içinde, birbirimize ışık olup tiyatro yapmaktaydık. Yaklaşık iki aydır yapılan drama çalışmalarının ardından oyuncuların sahne çalışmalarına hazır olduğunu gözlemledim. Artık teknik olarak tiyatro çalışmanın zamanı gelmişti. Temel oyunculuk, sahne bilgisi, diksiyon, beden eğitimi ve yer yer kuramsal bilgiler… Bu bilgileri düzenli olarak yaptığımız dersler içinde sundum.
Tiyatro eğlence yeri değil, büyükler mektebidir. Muhsin Ertuğrul “Türkiye… Tiyatro… Uyanmak” adlı makalemde “Komediyse gelirim.” diyen seyircilere ateş püskürmüştüm; oysa şimdi daha da kızgınım. Çünkü amatör ya da profesyonel olan ve bir oyun sahnelemek isteyenler, hem e- posta yoluyla hem telefonla arayarak hem de birebir görüşmelerde, “Komik olan oyun teksti önerir misiniz?” diyorlar! Üstelik siteleri ve e- posta gruplarını incelediğimde her yıl yüzlerce kişinin bu tür ilanlar bıraktığını gördüm.
Verdiğimiz Gibi Yapanlar Tiyatro Atölyesi ilanına Mahiye Morgül, bizi aşağılayarak, “Eğitimci Reklamlarına Yanıt” gibi saçma bir başlık altında cevap yazmış. Bu cevap da Osman Ünver Öncel’in (osmanunveroncel@gmail.com) yaklaşık yetmiş kişi bulunan e- posta listesinde hem Mahiye Hanım hem de ben bulunduğumuz için bana da ulaşmıştır. Her ne kadar hiç Osman Bey bu yazıya hiç dokunmadan yönlendirmişse de ben özgün e- postayı da görmek istedim. Özgün kaynağı iletisimcanavari@gmail.com adresinden istedim. Cevap geç geldiği için ancak bu yazıma koyabildim. Mahiye Hanım’ın yazısı şöyle:
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde, Ümraniye E ve T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tutuklu ve hükümlülerle drama ve tiyatro çalışmalarına başlamamın hikayesini, onlara ve cezaevine ilişkin ilk gözlemlerimi de yazarak, anlatmıştım. Dizinin ikinci bölümünde, bu çalışmaları yapmamın amaçlarını, nedenleriyle birlikte yapılan çalışmaları ve geri dönüşümleri sizlerle paylaşacağım.
Tiyatro kimin içindir? Neden vardır? Yalnızca tiyatro sanatçısı mı tiyatro yapabilir? Bu soruları tiyatroyla ilgilenen herkes binlerce kez kendine sormuştur. Ben de yine bu sorular, sorunlar ve cevaplarla boğuşurken bir gün bir e-posta aldım: “Merhaba Kemal Bey, Ümraniye Kapalı Ceza İnfaz kurumunda psikolog olarak çalışmaktayım. Kurumda oluşturmak istediğimiz tiyatro grubuna destek verebilecek birilerini ararken GİBİ YAPANLARA rastladım. Sanırım doğru adresteyim.
“Gibi Yapanlar yazıyor!” sloganıyla başlattığımız yeni projemizde amacımız; günümüzde, teknolojinin etkisi, bozuk eğitim sitemi, toplum baskısı gibi çeşitli sebeplerden dolayı kendini ifade etmekte…
Kemal Oruç: “Tiyatro bir düşüncedir bence ve sahnede olan herşey bu düşüncenin gölgeleridir sadece.” Tiyatroya 14 yaşında başlayan Kemal Oruç “On yıldır bir saniye bile ayrılmadan tiyatronun içinde…
Öncelikle, gerçekleştirdiğimiz bu projenin, sanat tacirlerine ve halkını unutup sanat yapmaya çalışan sanatsızlara, bir ders ve örnek olmasını diliyorum!
Oyunlarıma davet ettiğim insanların "KOMEDİYSE GELİRİM." demelerine kızmaya başlıyorum artık.
Bu çalışmamda Muhsin Ertuğrul’un tiyatro yaşamından yola çıkarak bugünkü Türk Tiyatrosu’nu ve konservatuvar sistemini değerlendirmeye çalıştım.
Sanat nedir? Neden yapılır? Sanat kuruluşları neden vardır?