İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Makaleler

Ayıptır Şaşırması

Ali Erdoğan, , 3.669 görüntülenme

 
Ayıptır şaşırması, son günlerde zihnimi meşgul eden bir konu hakkında vardığım sonuç beni çok şaşırttı.
 
Eskiden bir tiyatronun kapısından içeriye girdiğimizde, daha kapıda , o tiyatronun size ne tarz bir oyun oynayacağını, oyunda rol alan oyuncuların çoğunluğunun o tarza yatkın oyuncular arasından seçildiğini bilirdik. Tarzı olan tiyatroların kemikleşmiş kadroları olurdu. Kemikleşmiş kadrolar tarafından oynanan oyunlar bir zaman sonra o tarzın tiryakilerini yaratırdı. Tiryakiler sayesinde de o tiyatrolar yıllarca varlıklarını korurlardı.

Örneğin, Dormen Tiyatrosu’nda bizi bir farsın beklediğini, Devekuşu Kabare’de güncel hayatın hicvinin yapılacağını, AST’ta, Dostlar Tiyatrosu’nda bizi politik oyunların beklediğini bilirdik.
 
Bugün  hala tuluat tiyatrosu denince aklımıza Nejat Uygur, vodvil denince Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü geliyor.Yani, yıllarca tiyatro dünyasında varlığını korumuş tiyatroların bir tarzı var.Her biri ustalarından görerek, kendilerine yakıştırıp bugüne getirdikleri tarzların üstatları.
 
Bir de Ferhan Şensoy gibi  ustalarının tarzını hatmedip, çağdaş tiyatroyla geleneksel tiyatroyu harmanlayarak, var olan tarzların ötesinde sadece kendine has tarzı olanlar da var.
 
Şaşırdığım şu : Bırakın kendi tarzını yaratmayı, bir tarzda sebat edip emek veren  kitlesini yaratmak için çabalayan, çizgisini bozmadan yürüyüp giden o kadar az tiyatro var ki…Bugün fars oynayan bir bakmışsın yarın kabare oynuyor daha sonra bir politik oyunla sezonu kapatmaya çalışıyor.
 
Böyle giderse, bu rehavet içinde, ustalar sahneden çekildiklerinde tarzları da unutulmaya yüz  tutmayacak mı?Yani, bu yağ satarım bal satarım oyununda bu kadar yağı balı gelecekte kim satacak? Bu tarzlar, tiyatro adını verdiğimiz bedenimizin eli, kolu bacağı değil mi? Usta çırak ilişkisi gelecekte temelli rafa mı kalkacak? Bu tarzdan bir boşluk tiyatromuzun geleceği açısından bir tehlike oluşturmaz mı?
 
Hayat şartlarının  bizi geçmişi düşünmekten alıkoyduğu, geleceğimizin bulanıklaştığı, günü kurtarma telaşı içinde olduğumuz ,herkesin susup yalnızca paranın konuştuğu, koşullarımızın bizim hedefe kestirme  yoldan ulaşmamızı( öğüterek) öğütlediği şu günlerde ben oturup, şu tarz meselesini düşündüm.
Ayıptır düşünmesi!
 
Ali Erdoğan
PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Ali Erdoğan imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Makaleler

On Yıl Dalgalanan Kabare Bayrağı

Dünya koca bir alış-veriş merkezine dönüştürüldü. Bugün artık salt bir kitap okurundan veya sinema seyircisinden, tiyatro seyirsisinden bahsetmek mümkün değil…

Polemik

Emeğime Biraz Saygı İstiyorum

Özgürlük Parkında gerçekleştirilecek Tiyatro Festivaline YOLUMUZU BULALIM adlı komedi oyunumla KABARE DEV AYNASI adına başvurmuştum. Yetkililer herhalde “Eh bu nasıl olsa yolunu bulmuş bunun oyun oynamasına gerek yok” diye düşünmüş olacaklar ki oyunumu festivale uygun görmemişler

Makaleler

Hayat Sahnesi'nden

Hayalarımızla midemizin arasındaki o alana hapsetmiş bizi hayat. yiyip, içip, sevişip, tepişip, tüketip, tükenip, ölüyoruz büyük bir hazla