İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Makaleler

Festivalin İçinde ve Dışında Olmak

Gılman Kahyaoğlu Peremeci, , 2.894 görüntülenme


Yıllardan beri; Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'ne, en azından bir izleyici olarak katılma arzusunu duymuşumdur. Ancak aynı tarihlerde benim de çalışmalarım olduğundan şenlik benim için sessizce gelip sessizce biten olurdu.. Festivalin; (ya da Türkçe söylemle şenlik) ortak duyguların bir ifadesi, etkileşim ve paylaşımın; bir program ve zaman diliminde sunulması olduğunu hepimiz biliriz. Bu bir tiyatro ya da film festivaliyse izlediğimiz kadarıyla; oyunlar, filmler ve konularına göre kimi söyleşiler ya da atölye çalışmaları hakkında bilgileniriz.. Dışardan izleyenler ya da şenlik için çağrılı olanlar; acaba şenlik kurul üyelerinin nasıl çalıştıklarını, hangi zorluklarla karşılaştıklarını hiç merak eder ve sorgular mıyız? Bunu ben de şimdiye kadar düşünmemişim ne yazık... Oysa yıllardan beri İstanbul Uluslararası Tiyatro Festival Oyunlarını seyretmek için koşturur dururum... TAKSAV'a ( Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat Vakfı) biletlerimi almak için gittiğimde ve oturmam için buyur edildiğimde, durmaksızın çalan ve yanıtlanan telefonlardan anladım ki bir şenliğin oluşturulması için; başkandan tüm üyelere ve getir götür işlerini yapan herkes sanki bir yıllık toplam iş gücünü ortaya koyuyordu... Grupların ulaşım ve konaklamayla ilgili istekleri bitmiyordu örneğin.. Bu çok yoğun çalışma şekline şahit olduktan sonra konu başlığımı "festivalin içinde ve dışında olmak " diye belirledim.. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivalinde izlediğim gösterileri sizlere aktarmazdan önce bu festivali düzenleyen emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunmayı bir borç biliyorum...
14. Ankara UluslararasıTiyatro Festivali için Ankaraya bir kaçamak yaptım. Program içinde dört gösteri seçmiş ve İstanbul'dan telefon ederek biletlerimin ayrılması ricasında bulunmuştum, beni kırmadılar.. Otel ve uçak işlemlerimi de hallettikten sonra artık bu keyfi yaşayabilirdim...
14 kasım: Öğleden sonra Ankarada'ydım Hava puslu ve soğuktu Gösteri saatinden yaklaşık iki saat önce adete soğuktan kaçıp sığınırcasına gösterinin olduğu salona geldim SAKHALIN PUPPET THEATRE-RUSYA (Lines of destiny-Kaderin çizgileri) adlı bu gösteri ipler arasına doğan küçük bir adamın karşılaştığı zorlukları, arayışları mücadeleyi ve sonunda sevgiyi buluşunu anlatıyordu. Bu gösteri ÖTEKİ TİYATRO'nun sahnesinde gerçekleşti. Tiyatro denilince; masklar altında, slayt gösterileri arasında ve tekniğin insanın önüne geçtiği durumlarda gösteriden pek keyif almıyorum. Tiyatro insanla yapılmalı ve her yönüyle insanı öne çıkarmalı diyenlerdenim. Sahnede 7-8 oyuncu olmasına karşın karanlığa mahkum edildiklerinden göremediğim ve fosforlu ışıkla öne çıkan bu "ip küçük adam" yani çizgisel gösterinin beni bu nedenlerle keyiflendirdiğini söyleyemeceğim ama verilen emeğe de saygılıyım.
15 Kasım: Pazar günü olmasını fırsat bilerek Festival programımda olmamasına karşın bir iki tiyatro daha seyretmek için gayret gösterdim önce ADT nin Küçük Tiyatroda sergilenen bir çocuk oyunu ile başladım güne KÜÇÜK BİR MUCİZE adlı bu çocuk oyunu; mevsimlerle doğanın değişimini, zar kanatlılar ve örümceğin ağzından anlatıyordu. Küçük mucize ise bir kelebeğin doğuşu idi. Hem festival programında olmadığı hem kendi kurumumun oyunu olduğu için oyunla ilgili görüş bildirmeyi doğru bulmadığımdan; sadece konuyu yazarak, ama; ara tatilde Ankara'ya gidecek olan küçüklere seyretme önerisinde bulunararak geçiyorum. Öğlen yine bir ADT yapımı olan Akün Sahnesinde sergilenen GİZLER ÇARŞISI seyretmeye gittim. Adı gibi ilginç bu eser;dilsiz satıcılar, ölü yıkayıcılar,çocuk satıcıları, kadersiz kızlar, kör sahaf ve zamanın en güzel beşiklerini yapan marangozun bulunduğu bir çarşı.. Beşikçinin kendisinden istenilen beşiği yapabilmesi için insan derisiyle kaplanmış defterdeki bilinmez yazıyı okuyabilmesi gerekmektedir. Beşikçinin para hırsıyla uç gösterip; gitgide beşiği yapma tutkusuyla sürüklendiği bir labirent.. Ne yazık bacağımdaki rahatsızlık oturma durumunda ağrı yaptığı için bu eseri tamamlayamadan tiyatrodan ayrılmak zorunda kaldım.. Pazar günü akşam; festival seçkimde DEVİNİMLER-YAŞAMA SEVİNCİ DANS TOPLULUĞU'nun ZİNCİR adlı gösterisi vardı. GÜLÜM PEKCAN yönetimi ile sunulan bu gösteri; Çağdaş Sanatlar Gösteri Merkezindeydi. Bedensel engellilerle engelsizlerin birlikteliği, uyumu, bir çizgi kadar düz ve içiçe halkalar gibi dairesel hareketleri,tekerlekli sandalyelerin ve koltuk değneklerinin bir araç değil de yardımcı dansçılar gibi dansa katılması; sanırım benim gibi tüm izleyenlere çok büyük keyif verdi. Tanıtım kitapçığındaki sözlereden bir alıntı yapmak istiyorum " evren birbirini gerektiren zincir tamamlasıdır......... Birimiz olmasaydı diğerimiz olabilr miydi?...."
17kasım: Bu gün seçkimde Güney Kore-Polonya ortak yapımı BECKETT- DRAMA PANTOMİME yer alıyordu ancak; grubun şenliğe katılmaktan vaz geçtiklerini öğrenip ADT oyunlarından biri seçtim ANAM BACIM AVRADIM Altındağ Tiyatrosu'nda sergilenen bu oyun; Namus kavramını; kişilerin bu kavramı kendilerine göre nasıl değerli yada değersiz hale getirdiklerini ,kadının her durumda haksızlığa, baskıya uğrayışını; kabare türü bir çalışmayla anlatıyordu.
18 kasım: Festival kapsamındaki son seçkim BADEMLER KÖY TİYATROSU nun ÖLÜ KADINLARIN ŞARKISI adlı oyundu. Bir köy tiyatrosunun 76 yıldır perde açıyor olması çok takdir edilecek bir olay değil midir? İşte benim bu eseri seçme nedenim öncelikle bundan dolayıydı. EVE ENSLER'in eserini Türkiyemiz'in üretken ve kalemi kıvrak yazarlarından biri olan HALUK IŞIK uyarlamış ve yönetmiş. Yakın tarihimizde yaşanılan Bosna-Hersek dramı konu edilmiş. Ölüm, tecevüz, yakınlarını yitirme, ailelerin parçalanması gibi; durumlar sonucu akıl sağlıklarını yitiren bir grup kadın tedavi amacıyla dağbaşındaki bir kliniğe kağatılmışlardır. Görevle gelen Amerikalı doktor J.S ile savaş bölgelerini dolaşıp izlenimlerini kitaplaştırmayı amaçlayan gazeteci Melisa bu suskun, kimi zaman eğlenmek için içen ve eğlenirken acıları yeniden yeniden yaşayan kadınların hayatlarına giriverirler. Kampın Bosnalı doktoru ise bu durumdan hiç hoşnut değildir. Özellikle Amerikalı doktora karşı sanki "savaş olurken neredeydiniz? Savaştan sonra gelmek değil; savaşları önlemektir önemli olan "der gibi bir tavır içindedir ve sanki bu klinikteki kadınların hamisi gibi onları yabancılardan sakınma hissi içindedir.. Bosna sıcaktır, savaşın geride bıraktığı koku ve görüntülerle bunaltıcıdır Bir akşam bu bunaltıcılıkta iki meslektaş birbirlerine üstünlük kurmadan dil din ülke gözetmeksizin iki insan olmayı başarırlar.. Salon ışıkları tamamen alındığında dekor olarak kullanılan biriket duvar üzerine salyttan verilen savaş görüntüleri Joan Baez'in Donna donna müziği daha sonra beyaz uzun gömlekleriyle oyuncuların biriket duvara yüzlerini dönüp duvara iyice yanaşmaları, ve bir yandan devam eden slaytla bütünleşmeleri savaşın içindeymişçesine oluşan görüntü tüylerimi bir anda diken diken yaptı Bu çarpıcı görüntü için Sayın Haluk Işık'ı kutluyorum Sahnede; kimi konuşmayı reddden ,kimi en ufak bir yaklaşımdan ürküp kaçan, kimi buzağısıyla konuşan, kimi yaşadığı travmanın etkisiyle kahkahalarını bir şamar gibi savuran, kimi boş kundağı taşıyan 6 akıl sağlığını yitirmiş hanım ve toplam 9 hanım.. Bademler Köyü Tiyatrosunun gündüz başka başka uğraşları olan akşam sahneye çıkan hanımları... Emeği geçen herkesi kutluyorum..
Ankara Uluslar Arası Tiyatro Festivali bu yıl benim için sessizce gelip sessizce biten değil alkış sesleriyle uğurladığım bir festival oldu.. Hiç kolay değildir sokak gösterileri, çocuk oyunları, üniversite ve özel tiyatroların gösterileri, atölye çalışmaları, sempozyumlar, ödül törenleri ile yüzlerce kişiyi ağarlamak ve uğurlamak... Bu festivalde; komisyon başkan ve üyelerini, etkinlikleriyle gönülllerimizi hoş edenleri kutluyor tüm içtenliğimle teşekkürlerimi sunuyorum
Gılman Kahyaoğlu Peremeci
PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Gılman Kahyaoğlu Peremeci imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Polemik

Ben De Anlamıyorum

Yılardır devlet yardımı desteği ( daha adı bile tam net olarak saptanmamış ) her ne hal ise bu dağıtılışı neye ve kime neden verildiğini ve her dağıtım sonrası kavgalar kırgınlıklar yaratan bu işleyişi ben de anlayamıyorum. Bence ciddiyetten uzak ve ayrımcılıklara neden olan bu dağıtım ya bitirilmeli ya gerçekten amaca hizmet etmelidir. Öncelikle büyük bir bütçe ayrılarak işe başlanmalıdır diye düşünüyorum...

Makaleler

Kurtar Beni - Sesli Öykü

Gılman Kahyaoğlu Peremeci, Rıfat Ilgaz'ın Kurtar Beni isimli öyküsünü Tiyatro Dünyası için seslendirdi! Web sitemizden dinleyebilir, cep telefonunuzda ya da mp3 çalarınızda dinlemek için indirebilirsiniz..

Eleştiriler

Susmayan Nefes Pir Sultan Abdal - Anadolu Meydan Sahnesi

Susmayan Nefes PİR SULTAN ABDAL oyununu izledim. İnsanların artık Tiyatroyu da gülme eğlenme aracı olarak gördükleri, düşünceden, ilkelerden ve sahip çıkmaktan uzaklaştıkları günümüz gerçeğinde bu oyun; başlı başına bir silkeleniş, bir uyanmaya çağrı gibi geldi bana.