İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

Ful Yaprakları ~ Civan Canova

Karin Kökciyan, , 6.113 görüntülenme


“Tanrı Bizi Sınıyor”,”Hoşumuza giden bedenlerin içine hayalimizdeki ruhu yerleştirip adına aşk diyoruz”
Hayatımızda bazen kördüğüm diyebileceğimiz kısımlar vardır.O bir türlü çözemediğimiz,bulmakta güçlük çektiğimiz,devamlı sorgulanan ama bir türlü cevaplarına erişilemeyen...
İzlediğim oyunlar arasında bir oyun vardı ki! tüylerimi diken diken edip de,şaşkınlık içersinde kalıp aradığım bütün cevapları içersinde bulunduran “ful yaprakları...”
En başta oyundaki detaylar insanı acayip cezbediyor. Ve yalanlar, hayatımızda söylediğimiz farkına varamadığımız bir çok yalan...
"kadınların aşık olma nedeni: farklısın diğerlerinden... ayrılma nedeni: niye herkes gibi değilsin."
Canova, kocaman bir ayna tutuyor bize, bu aynayı kendimize çevirip gerçeklerle yüz yüze getiriyor.
“Günahlarını sevmese insan neden sürekli günah işler ,ona günah diyenler cesaret edemeyenler.” Diyip de hayatımızda aslında günah olduğunu bilip de yaptıklarımızı gözler önüne seriyor.
O an izlerken sandalyeye yapışıp kalıyorsunuz. Sis perdesi kalkıyor gözlerinizin önünden, belki de fark edemediklerinizi bir anda fark ediyorsunuz. Parça parça, bölük pörçük olan kısımları kafanızda tamamlıyorsunuz.
"Richard- senin için öyle değil mi? bütün yalanlar gerçek, bütün gerçekler yalan. katlanılır gibi değil gerçekler. sevgilim de gerçek. sevgilim karım olması da... sonra karım olan sevgilimin beni başka bir erkekle boynuzlayıp elbiselerini bile bırakarak çekip gitmesi de. ve bütün bu gerçekler aslında kocaman yalan."
Aslında ne kadar da birbirine geçiyor zaman zaman, gerçek ve yalanlar... Dikkatimi çeken ayrı birşey vardı bu oyunda! Bu oyunu diğerlerinden ayıran ayrı bir şey çok samimi, çok gerçek... Hayatımızın sanallaşan yüzü! İnsanların birbirlerine söyledikleri yalanlar...
Ve özünde aslında ne kadar yalnız olduğumuz. Sanal alemde insanların o hayallerindeki insan oldukları, ve pek fazla da samimi olamadıkları... Tabi istisnalar elbette var muhakkak! Sanal alemin görünmez yüzü insanları kalkan gibi kuşatıyor. Buna sığınıp çok güçlü zannedebiliyorlar kendilerini... Kendi içlerine dönüp baktıklarında gerçekler daha fazla acıtmaz mı?
Olduğumuzdan farklı bir insan olmaya çabalıyoruz. Zayıflıklarını da insan kabul edebilmeli, belki de törpüleyebilmeli... Başka bir kimliğe bürünmek yerine! Başka bir insan olmaya çabalamak yerine, kendimizi olduğu gibi kabul etmeliyiz. En başta biz kendimizi olduğu gibi kabul edebilmeliyiz. Daha sonra ise karşımızdaki insanları oldukları gibi kabul edebilmeliyiz. Belki o zaman insanlar pek de ihtiyaç duymaz yalanlara...
İzledikçe hep hayran kaldım. Gerçekten bu nasıl bir yürektir dedim. Bu nasıl bir bakış açısıdır. Bu nasıl bir farkındalıktır. Teşekkürler Civan Canova, gözlerimdeki sis perdesini kaldırdığınız için... Bu kadar güzel bir oyun ancak bu kadar güzel bir kadroyla gerçekleşebilirdi. Ve dekordaki güzellik, muhteşemdi.
3 kez izledim. 3’ünde hep ayrı detaylara takıldım kaldım. Belli ki emeği geçen herkes yüreğinden bir parça koymuş Ful Yaprakları'na...
Teşekkürler Başta Civan Canova olmak üzere, rejisör Turgay Kantürk’e
Muhteşem performansları için Musa Uzunlar, Özlem Güveli Türker, Özden Çiftçi’ ye
Ve adını sayamadığım emeği geçen,Ful Yaprakları’na yüreğini koyan herkese teşekkürlerimle...
Sanal alemin gerçek dostlarına
Sevgilerimle
Karin Kökciyan
PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Karin Kökciyan imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

Dinmeyen Alkışlar ~ Gülsün Siren Kınal

Bir yıldızın en tepeye çıkıpta en aşağa ne şekilde indiğini basamaklar halinde gözler önüne seriyor “Dinmeyen alkışlar”... Cahide Sonku’nun yalnızlığına bir parça da olsa ortak oluyorsunuz izlerken, boğazınızda bir hıçkırık düğümleniveriyor.Başrol oyuncularında tutun da diğer tüm rollerdeki oyuncular çok başarılıydı.Oyunda çok güzel detaylar vardı.En başta “guguklu saat”,bir detay ancak bu kadar çok şey ifade edebilirdi.