Kaynak
Mahmud ile Yezida Üzerine İnceleme (Mitolojik Kaynak Açısından)
Dılşah Kamalı, , 20.566 görüntülenme
(Mitolojik Kaynak Açısından)
Dılşah KAMALI
MAHMUD: Irmağın öfkesini yendim. Irmağın töresini
yendim. Sonra çıktım ırmaktan, bedenimde onlarca ırmak.
Töreleri ve törelerin insan hayatını nasıl etkilediği konusunu anlamamıza hizmet eden oyun Mahmud İle Yezida, Yezidi inanışlarına dair pek çok bilgi sahibi olmamızı da sağlıyor . Mezopotamya Üçlemesinin birincisi olan oyunda Mungan, o çok iyi bildiği doğuyu, doğunun diliyle anlatıyor. Yerel meseleleri anlatmaktaki ustalığını bu sefer de Yezidiler üzerinden gösteriyor bize. Yüzyıllardır bu topraklarda var olmasına tahammül edilmeyen, aşağılanan Yezidilerden. Hiçbir ırka, dine, toprağa ait olamamış Yezidilerin aslında dışlanmış olan hikayesini sunuyor bize oyunda ve bunu yaparken de geleneklerinin bir o kadar da kendine has oluşunu hissettiriyor. Yezidi mitlerini anlamamıza yardımcı oluyor. Bir şeye ait olamamanın sonucu, kendi yazgısını kendisi çizen bir yolu seçen halkın, çember/daire meselesi üzerinden, bütün tarihini anlatıyor bize adeta. Bu mitolojik malzeme, oyunun iletisine öyle iyi uymuş ki, yasak bir aşk üzerinden, hem toplumsal baskıyı; hem ağalık sisteminin işleyişini; hem de çaresizliği, sadakati anlamamıza yardımcı oluyor. Çünkü kendi dünyamızda her gün Mahmut ile Yezida hikayesine rastladığımızı, daha önceden onlarca Havvas Ağa ile tanıştığımızı, bizi anlamayacağını bildiğimiz için iletişim kurmayı reddettiğimiz annemizi Eyşan Ana silüetinde hatırlatmıyor mu bize? O vakit anlıyoruz ki, hayatta yaşanan her şey aynıdır; biçimler, tarihler ve kişilerin adları farklıdır yalnızca.
Çember/daire meselesinin oyunun içine nasıl da iyi yedirildiğini görmek için, oyunun özetini hatırlayalım;
Mahmud ile Yezida birbirine düşman iki köyün; Müslüman ve Yezidi köylerinin gençleridir. İki genç evlenmek için umutsuzca çareler arar. Mahmud dilek ağacının yanında, Yezida’nın saçlarına kırk gün boyunca birer tane örgü vuracaktır; kırkıncı gün kırkıncı örük tamamlanır. Yezida Mahmud’a kaçmaya ikna olmuştur en sonunda. Bu arada Müslüman köyün ağası devletin yeni çıkardığı toprak reformundan etkilenmemek için Yezidi köyünün arka tarafındaki bataklığı kurutup, tarla yapmaya karar verir. Yezidilerin tepki göstermemesi için Yezidi köyünün dairelenmesine karar verilir. Böylece Yezidi geleneklerine göre, çizilen daireden çıkamayacak olan Yezidi halkı müdahale edemeyecektir.
Köy dairelenir; Yezidi halkı yastadır. Bu arada Mahmud’un köyün ileri gelenlerinden biri olan Teyfo Ağanın kızıyla evlenmesini ister köyün ağası Havvas Ağa. Bu isteği Teyfo Ağanın toprak talebinde bulunmaması içindir, çünkü Teyfo Ağa’nın kızı Güllüşah, Mahmud’a deli gibi aşıktır, uğruna kendini asmaya bile kalkmıştır ve Mahmud’un ağabeyi, Havvas Ağa’nın yeğeniyle evlenmiştir. Havvas Ağa çıkarları için, Mahmud’un ailesine çıkışır. Fakat Mahmud bu evliliği kabul etmez, karşı çıkar. Daha sonra Yezidi köyünün etrafındaki daire silinir ve Yezidilerden bir tepki beklenir. Bu arada Mahmut Yezidi köyünde görülmüştür, dilek ağacına yeşil mendil bağlarken. Yezidiler tarafından öldürülmüş, ağaca yeşil mendil bağlayan eli kesilmiş, köye hudut yapılmıştır.
Irmağın kenarında dolaşırken Yezida, sevgilisinin kesik eliyle karşılaşır. Çıldırır, kendini parçalar. Ölüm dairesini çizer ve kendini hapseder. Annesi Raşa Ana gelir.
RAŞA- Nasıl bir sevdalık hakkıdır ki, ölümle ödenir Yezida?
YEZİDA- Bu nasıl törelerdir ki sevdayı ölümle ödetir aney?
Günlerce kimseyle konuşmaz Yezida, ta ki Mahmud'un anası Eyşan Ana gelene kadar. Yezida cesedinin Mahmud'un yanına gömülmesini istemektedir ama buna bile izin yoktur. Diğer dokuz kardeşi hala namuslarını temizlemekten bahsetmektedirler. Babası Miro Ağa kızını görmeye bile gelmemiştir. Yezida her gün saçının bir örüğünü çözer, kırk gün sonunda kırkıncı örüğünü de çözer ve kendini ölüme teslim eder. Oyun biter.
Oyunun içerisinde yer alan mitolojik malzemeye baktığımızda gözümüze ilk çarpan şey; çember/daire meselesidir. Yezidi inancına göre eğer bir çember çizilirse ve birisi o çemberin içinde kalırsa çemberi çizen silene kadar o kişi o çemberin içinde kalmaya mecburdur. Bunun temelinin şuna dayandığı söylenir: Tanrının önce yanından kovup, yedi bin yıl sonra bağışladığı baş meleği Tavus, halkını göstermek için parmağıyla bir daire çizdi ve "daire içindeki bu halk benim halkımdır" dedi. Yezidi inanışına göre daire, ruh göçünü ve evrendeki uyumu ifade ediyordu. Ne var ki, Yezidiler, hem Müslümanlar hem Hıristiyanlarca şeytanla özdeşleştirilen Melek Tavus'un halkı olmanın bedelini yüzlerce yıldan beri ödüyorlar.
Öte yandan Atlas Dergisi’nin Ağustos/2000 sayısının Yezidilerle ilgili dosyasından çember/daire meselesi ile ilgili şöyle bir anekdot aktarabiliriz:
Etrafına çember çizilen bir Yezidi, bir türlü oradan çıkamayıp bas bas bağırarak yardım istermiş. Bu adeti din adamları, çizilen çemberi parmaklarıyla yararak dışarı çıkmak suretiyle bozmuşlar. Sebebi hikmetini sorulduğunda; 'Eskiden çok kavga dövüş olurmuş, aralarında ateşkes yapmak için böyle bir âdet icat edilmiş. Sonra da kutsal, haram veya kerametmiş gibi âdet haline gelivermiş' diye bir cevap alınmış.
Murathan Mungan ise çember/daire meselesi ile ilgili şöyle demiştir:
Çember, çemberi çizen için komedi, içindeki içinse dramdır ama eğer biri kendini çember içine almışsa bu trajedidir.
Oyunda mitolojik malzeme açısından incelenmesi gereken bir diğer nokta da dilek ağacıdır. Dilek ağacı Hindu mitolojisine göre isteneni anında dallarında bitiren ağaçtır. Ayrıca Altaylar bölgesindeki Şamanist topluluklarda halen süregelen bir geleneğin Türkiye’deki izdüşümü. Zamanla çalama da denilen bezlerin yerine naylon poşet parçaları, iplik, etrafta bulunabilecek herhangi bir çer-çöp aldıysa da iyi dilekler için mavi ya da bulunamıyorsa beyaz; kötü dilekler (beddualar) için kara bezler bağlanması adettendir.
Oyun da Mahmud’un yeşil mendil kullandığını görürüz ayrıca. Yeşil huzuru, özgüveni ve umudu simgeler. Cennet olarak hayal edilen mekânın rengi İslam kültüründe yeşil olarak belirir. İncil’de ise kıyamet gününde tanrının yeşil tahta oturacağı ve yeşil bir taç takacağı belirtilir vahiyler bölümünde.
Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın.
Kendin içindeysen, kafan dışındaysa,
Çaresi yok kardeşim, her akşam böyle içip, mutsuz olacaksın.
Meyhane masalarında kahrolacaksın.
Murathan MUNGAN
Dılşah Kamalı