İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Polemik

Süründürelim Kaldıralım Öldürelim Taksim'de Asalım

Parkan Özturan, , 3.313 görüntülenme


Hayat, degradedir. İyi bakın göreceksiniz. Gridir, yeşildir biraz, biraz kırmızı ve daha bir sürü. Hayat Beşiktaşlı değil, Çarşı bu yüzden hayata karşı. Dolayısıyla Beşiktaşlı’lığın alemi yok. Orta yolu bulmalı, zemini kaydırmadan, kurumlara işlevini kazandırmalıyız.
Sevgili Mert Güven kaldıralım demiş. Saygı duyarım ama birde şuradan bakmak gerek. İtinalı ve planlı bir şekilde, başta özellikle özel tiyatroların ve tiyatronun yok edilmeye çalışıldığı, şu günlerde, ağzımızdan çıkanı kulağımızın duyması gerek. Zaten tiyatroya yavaş yavaş alan kalmazken, ödenekli de olsa, yapılandırılmasında yanlışlıklar da olsa, özünde tiyatro olan ödenekli tiyatroların kaldırılmasının, neye faydası var? Tiyatrolardan ödü patlayan iktidarın ekmeğinden başka, kimin neresine yağ sürer bu durum?
Benim yazımdan sonra, “ismimi verme” diyen kadim bir dostum, telefon marifatiyle beni aradı ve:
-Abi bu kadar da üste gelinmez ki. Ne yani biz tiyatro değil miyiz? Kapatılsın mı DT…dedi. Devlet Tiyatrosunu, telefonda o öyle söylediği için DT şeklinde yazdım. Ben yazarsam, maazallah, örgüt ismi sanırlar, zülfiyare dokunur.
Yani benim yazımdan bir bu anlaşılmaz. Ben ödenekli tiyatroların kaldırılmasından, özelleştirilmesinden yana değilim. Demem odur ki, ödenekli tiyatroların, tiyatro olmayan kısımlarını tıraşlamak gerek. Tıraşlamazsak, o zaman o kurumlar, tiyatro olmaktan çıkıp, mezbeleliğe dönüşüyorlar. Maksat tiyatroya hizmet.
Bunun yanı sıra, ödenekli tiyatroların gerekliliğinden de söz ettim. En basiti büyük prodüksiyonların, maliyetli öncü oyunların, sahnelenebileceği, yegane yerlerdir. Siz ödenekli tiyatroları kaldırarak da özel tiyatroyu dinamitlersiniz. Olur mu öyle saçma şey.
Bugün DOT, sahibi itibariyle ve sanırım bugüne kadar bir çok çalışanından dolayıda, doğumunu ödenekli tiyatroya borçludur. Katılın ya da katılmayın, bu tiyatroya gereksiz diyebilir misiniz? Yepyeni bir sestir DOT. Dünya görüşüne katılin ya da katılmayın, iyi ki varlar.
Arif Akkaya gibi şahane bir oyuncu ve yönetmen, nerden çıkmıştır? Ödenekli tiyatrodan. Bugün yaşama savaşı veren, yeni yeni şeyler deneyen Emre Kınay’da ödenekli tiyatrodan aramıza hoş gelmiştir.
Bunun yanı sıra, İstanbul Devlet Tiyatrosu’na da bir bakın. Çok önemli kişiler var orada. Şakir Gürzumar gibi bir yönetmene sahip bir kere. Yazar olarak da oyuncu olarak da çok sevdiğim Mahir Canova oradan. Hep söylerim, dönem oyunu deyince, illa tarihi bir şey oynamak gerekmiyor. Bugünü oynamakta dönem oyunudur diye. Bunun örneği, bugün Devlet Tiyatrosu’nda var. Uğur Polat, tek kişilik oyunuyla kredi kartı anlatıyor. Kuyumcu gibi oynadığı rolü, ince ince işleyen Bülent Emin Yarar, Taner Birsel ve daha bir çok oyuncu kardeşim orada. Manyak mıyız biz? Neden kaldırıyoruz ödenekli tiyatroları? Bugün ödenekli, tiyatroları kaldırırsak, AKM’nin yıkılmaması için neyin kavgasını vereceğiz ve bizim samimiyetimize kim inanacak?
Sayın Topal,
Yorumunuzu benim yazın altına yaptığınıza göre, mecburen üstüme alınmak zorundayım.
Yazdığım birbirini takip eden iki yazının ve sürecek olanların da dayanağı, tiyatronun korunması ve güvence altına alınmasına dairdir ki, daha ikinci yazımda baklayı ağzımdan çıkarıp, sendika lafını zikrettim. Üstelik kapatılmasından da bahsetmedim, tam aksine gerekliliğinden var olmaları gerektiğini, ama mezbelelik haline gelmiş olan bu kurumların, şahsiyetlerinin yeniden kazandırılarak, halka ve devlete külfet olarak öyle lök gibi ortalıkta durmasına karşı olduğumu da belirttim.
Bugün bu kurumlar, sanatçıya da, kendilerine de karşı bir işleyiş halindedirler. Benim rahatsızlığım budur. Devlet tiyatrosunda, devlet söylemine istemeyerek katkıda bulunanlar sanatçı da, bu söyleme karşı çıkan ve bizim kendi söyleyecek sözümüz var diyen bizler sanatçı değil miyiz? On yıllardır, en haysiyetli şekilde özel tiyatro yapıyorum ve parasızlıktan en önemli şeyimi, bir oyuncuya en gerekli şey olan vücudumun bir parçasın yitirdim. Malulen emeklilik hakkım var ve bu hakkımı kazanabilmek için, yedi aydır, tek bacakla evrak taşıyorum. Benim güvencem olmamsın mı? Bunca yıldır oynayarak, yazarak, yöneterek, Türk Tiyatrosuna hizmet etmekteyim. Ben yüzlerce kahraman arkadaşım gibi, bu dünyanın temel direği değil miyim? Ayrıca Türk Tiyatrosunun temel direği sadece ödenekli tiyatrolar değildir. Bin yıllık bir ortaoyunu geleneği var. Buna mensup ve sürünerek ölen yüzlerce sanatçıyı nereye gizleyeceksiniz?
Bu ülkede özel tiyatrolar 20-25 liraya bilet satmıyor. Tiyatroya ne sıklıkla gittiğiniz ve ilgilendiğiniz, buradan belli. Bugün özel tiyatrolar 30-40 liraya oynuyor. Aslında 80-100 liraya oynamaları gerekir. Bunu ben değil, maliyet hesbı söylüyor. Olay tamamen bilimsel. Salon kiralarından ne kadar haberiniz var? Anadolu’ya çıktığınız zaman kültür merkez adı altındaki, depolara kaç para kira verildiğini biliyor musunuz? Ortalama ölçekli bir tiyatroda personelin sigorta ve maaş giderlerinin ne kadar olduğunu biliyor musunuz? Rüsum denilen şeyi duydunuz mu sayın Topal? Varsayalım sizin dediğiniz gibi tiyatrolar 25 lira. Büyük rakı 30 lirayken, bu parayı çok bulmak, özel tiyatrolara ayıp olmuyor mu?
Dünya Tiyatrolar Gün’ünde özel tiyatroların çoğu bedava. Tiyatro salonları niye boş? Sorun para sorunu mu, bu fotoğraf karşısında? Tiyatroların bir liraya oynaması sizce ne sorunu? Bir belediye başkanı görgüsüzlüğü mü, yoksa o ödenekli, tiyatro mensuplarının emeğini piç etmek mi? O biletlerden 40 tane elinde biriktirmiş 15 yaşında bir zibidinin, alay ederek, arkadaşlarına “alın lan hayatınızda bi tiyatro görün” deyip, sonra elinde kalanları savurmasının fotoğrafını, nasıl okursunuz? Temel direklere saygısızlık olmaz mı?
Evet seyirci gemlemezlik yapıyor. Seyirci tiyatronun su kadar, ekmek kadar gerekli olduğunun bilincinde değil. Bu yüzden yüzde kırkikiler var. Biz bu yüzden bu hükümeti hakkediyoruz. Siz bu yüzden bu kadar ezbere konuşuyorsunuz. Hayatı ezberlemek, bakmadan laf savurmak, insanlığa çok yakın duran şeyler değildir.
Özel tiyatrocular çuvaldız değil, onluk demir batırmak zorunda kalıyor. Türk Tiyatrosunun en temel adamı, Muhsin Ertuğrul’un adını taşıyan bina iğdiş edilirken, siz neredeydiniz? O usta kişinin yazılarını okumadığınız ne kadar belli. Onun oluşan ve oluşabilecek sorunlar üzerine, yıllar önce yazdıklarını, neden bilmiyorsunuz? Siz tiyatrocu değil misiniz. Türkiye’de kaç ödenekli, tiyatro var? Türkiye’de İBŞT’nin dışında kaç ilde şehir tiyatrosu var ve kaçta kaçı amaç dışı kullanılıyor? Ben yazımda, ödenekli tiyatro olmak zorundadır, gereklidir ve daha işlevsel hale gedtirilmelidir, diye anlatırken siz hangi renkli Türkçe diziyi seyrediyordunuz? Kimin tek tek ne oynadığı ve ne yaptığının çetelesini tutmadığım gibi, zaten tek bir kurumu da hedef almadım. Ama tiyatro dekoruna ayrılan kalaslara inşaatını yapan özel tiyatrocu olmadığını da biliyorum. Bunun parasının benden çıktığını da biliyorum. Bu durumda susmam sizi rahatlatır mı?
Bunun yanı sıra, kurumunuzdan ayrılmak zorunda bıraktırılan, önemli kişilerin sayısını niye bilmiyorsunuz? İhaleyle oyuncu almak görgüsüzlüğünün, nerden çıktığını biliyor musunuz? Tüm bu sözleriniz beni yadırgatmadı. Çünkü tiyatronun getirilmek istendiği son nokta, sizsiniz. Resmi ağız sizi çok sever.
İnsaf herkese insaf. Benim değil sizin ağabeyleriniz size, “komşusu açken uyuyanı Allah’da sevmez” demediler mi? Yoksa siz, abisi olmayanın geleceği de olmaz lafını duymadınız mı? Ne ayıp? Bunu ağabeylerinize öğretiniz ki, geleceğiniz olsun. Tabi bu lafı da dizi seyrederken okumuyorsanız.
Ben size insaf demeyeceğim. Gerekmez. Bu yazıya da sizin için değil, uzakta duran okurlar için cevap veriyorum. Size diyeceğim laf, iki adet. Bir lafı ağızdan savururken, kulağa yakın gelmeli. İkincisi, bende topalım ama sadece sol bacağım kesik. Bunları karıştırmamak lazım.
Parkan Özturan
PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Parkan Özturan imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Makaleler

Özel Tiyatro Kim?

Yine bir yerlerde özel tiyatroların şu devlet yardımı meselesi konuşuluyor. Çoğu kere denemiş fikirlerin, ısıtılmış şekli üzerinde duruyorlar. Oysa Özel tiyatro kim, ne, son durumu ne? Buraya bakmak kimsenin aklına gelmiyor mu? Ben deha değilim ya…

Polemik

İşletmeci Bizi Değil Tiyatroyu İşletsin

Her oyun oynayan kurum tiyatro değildir. Tiyatro, başlı başına bir işletmedir. İyi de bu işletmeleri kim idare edecek? Elbette kimse. Uçara kaçara konservatuar ya da tiyatro okulu açacağımıza, üniversitelere “tiyatro işletmesi” başlıklı kürsüler kurmak zorunda olduğumuzu, ne zaman fark edeceğiz?

Makaleler

Anüs Ağzındaki Yangın

“Bir gerçek var ki, Ferhan Şensoy sıra dışı olmayı değil ama sıra dışı yazmayı seviyor” demiş, üstat Üstün Akmen. Yazdıklarına katılırım katılmam ayrı dava ama son dönem tiyatro eleştirmeni diyebileceğimiz nadir kalemlerden biridir kendisi...