Makaleler
Terbiyeli İşkence Çorbası
Ali Erdoğan, , 4.579 görüntülenme
Terbiye ile sopayı, dayak ile disiplini yan yana, iç içe düşünenlerin eğitim
anlayışını benzetsek benzetsek çorbaya benzetebiliriz :
Terbiyeli işkence çorbası!
*
Eğitim mönümüzdeki bu çorbadan her allahın günü içen çocuktan gel de
hayır bekle !
*
(-Çocuk okulda niye adam akıllı dayak yiyor ?
-Adam gibi eğitim görmek için !
-Adam gibi eğitim görmek için çocuk, niye adam akıllı dayak yiyor ?
-Disiplinin sağlanması için ! )
İyi de:
Bir kısım, baskıcı eğitimcinin terbiyeli öğrenci yetiştirmek ve sınıfta disiplini
sağlamak adına , derslerini çekilmez hale getirmelerinin eğitimimize katkı
payı nedir?
*
-Dayak nedir çucuğum?
-Nedir örtmenim?
-Biraz can yakmakla birlikte, eğitimimizin sağ salim yürüyebilmesi içün
kullandığımız bir araçtır...Neymiş?
-Bir araç!
-Peki dayağı araç olarak uzun süre kullandığımızda n’oolur çuçuğum?
-Uzun araç olur örtmenim!
-(Şrrrrakkk)
-Ah! Niye vurdunuz ki örtmenim?
-Saçma sapan konuştuğun için çucuğum!
*
Öğrencinin cevabı, içeriğinde biraz hınzırlık barındırmakla birlikte saçma,
sapandır da, dayak ile eğitimin yan yana gelerek, can ciğer kuzu sarması
olması, çok mu mantıklıdır?
Aynı zamanda, disiplinle, kızılcık sopasının yan yana gelmesi de saçma
sapandır !
Fakat, bu saçmanın sapanından çıkan taş , eğitim sistemimizin örümcekli
tarafının camını tuzbuz edecek yerde, niye dönüp dolaşıp öğrencinin kafasını
yarmaktadır hala?
Bu durumda, yaş iken, sopayla eğilen bir ağacın istikbali de yaş
olacaktır elbette !
*
Sopa, öğrenciyi disiplin altına almak için kısa vadede işe yarayan bir araçtır
belki ama uzun vadede çocuğun yüzünde gül bitmemekte, aksine ruhunda
derin yaralar açılmaktadır!
*
Şu bir gerçek ki :
Bir kısım öğrenci, kendini derse veremediği, dersi anlayamadığı için dayak
yemektedir.
Fakat, gelin görün ki, ortada, yedikleri dayağın onların zihinlerini
açtığına dair en ufak bir kanıt yoktur!
Yani, öğrenci matematik dersinde bir sayının kare kökünü
hesaplayamıyorsa, ense köküne vurmanızın onun eğitimine hiç bir faydası
dokunmayacaktır!
Aynı şekilde, Akdeniz’in bitki örtüsünü bilmeyen bir çocuğun, siz istediğiniz
kadar saçını çekin “ Maki” diye bağırmayacaktır!
Türkiye’nin akarsularını ezberden sayamayan çocuğun kafasına siz
istediğiniz kadar tebeşir fırlatın, tebeşir tozunun çocuğun hafızasına bir
faydası olmayacaktır!
Memleketin dağlarını tepelerini sayamayan çocuğun kafasını tutup tahtaya
çarptığınızda, o ancak yıldızları sayacaktır!
Saydığımız hakaretlerle, kendimizi saydırmaya kalkarsak, yerimizde
sayarız...
Çünkü, bu yolla sevgi değil, korku yeşerecektir çocukların içinde !
*
Alın size bir soru..Aşağıdaki hangi öğrencinin topluma faydası daha fazladır ?
a) Sırasında ders çalışırken, o sırada, sıra dayağından geçirilen, gururu
kırılan, onuru zedelenen, aşağılanan, kuzu gibi duran, soru sormayan,
cesareti ve güveni olmayan, kendi paçasından sorumlu, ezberci, endişeli,
öğrenci.
b) Düşünen, sorgulayan, yaratıcı, ufku geniş, güvenli öğrenci
c) Bugün hala Akdeniz’in bitki örtüsünü düşünen öğrenci
*
Elbette ki, hayatın ağır yüküne rağmen, hizmetine devam eden, eti senin
kemiği benim zihniyetiyle kendilerine teslim edilen çocukların ruhlarını
okşayan, onlara sevgi ve güven aşılayan, vicdan sahibi, çocuğu sopayla
değil, pedagojik yöntemlerle disiplin altına alan, uygar eğitimcilerimizin
sayıları az değil !
Ama, çivi çiviyi söker prensibinden hareket ederek, dayağı eğitimin önemli
bir parçası olarak kabul eden, çocukları bir güzel benzeterek, kendilerine
benzetmeye çalışan, eğitimcilerimiz de “az değiller!”
*
Ülkemizin şiddetle eğitime ihtiyacı vardır
Fakat şiddetli bir eğitime ihtiyacı yoktur !
*
Yazımı bir şiirle bitireyim
ÇOCUK AKLI
Büyüyünce ne olacaksın diye sorunca hoca
Gözüm kaydı o dakka dışardaki ağaca
Serçenin lokmasını kaptı güvercin dalda
Güvercinin gagasından kaptı lokmayı karga
Üşüşünce lokmaya öbür kargalar
Koptu aralarında hoyratından bir kavga
Dedim cevap veriyorum hocam
Ben büyüyünce ziyan olucam!
( Bırak Bu Uyakları – Kabare Dev Aynası Yayınları)
Ali Erdoğan