İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

ŞEHİR TİYATROLARINDAN YENİ OYUN : YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Yasemin Aktaş, , 6.416 görüntülenme

 
Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe bu sezon Şehir tiyatrolarının kalabalık kadroya sahip oyunlarından birisidir.

Orhan Asena’nın kaleme aldığı bu eserde, Kanuni Sultan Süleyman(Mazlum Kiper) zamanında oğullarının tahta geçmek için yaşadıkları süreç çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş. Hürrem Sultan’ın(Berrin Koper) oyunlarına gelen Kanuni’nin ilk eşinden (Gülbahar) olma oğlu Şehzade Mustafa’nın (Doğan Altınel) öldürülmesinden sonra diğer oğulları arasında yaşanan taht kavgası gözler önüne seriliyor.

Ya devlet, ya evlat!

En küçük oğul Şehzade Bayazıt(Kemal Kocatürk) daha hırslı, daha sabırsızdır, Şehzade Selim’e(Ergün Üğlü) göre, bir de 15 ay küçüktür. Şehzade Bayazıt’ın hırsı, öfkesi ve aceleciği onu adım adım tahttan uzaklaştırır, o farkında olmadan. Kanuni Sultan Süleyman “ya devlet, ya evlat” seçimlerini başlarda evlattan yana kullansa da, (Bayazıt’ın eski Selim’in yeni lalası)  Lala Mustafa Paşa’nın (Ersin Sanver) oyununa gelen Şehzade Bayazıt’ın yaptıklarına tahammülü kalmaz sonunda. Hürrem Sultan evlatlarının hepsini sevse de Şehzade Baaezıt’ı ayrı tutar Şehzade Selim’den, onu daha bir ayrı sever,  daha çok tahta yakıştırır.

Kemal Kocatürk göz dolduruyor.

Kemal Kocatürk tüm benliğiyle Şehzade Bayazıt’a can veriyor. Kusur bulmak ne mümkün oyunculuğuna, tam anlamıyla oyunculuğunun zirvesinde. Oyunu izleyenler ne düşünür bilmem ama ayakta alkışı gerçekten hak ediyor. Kanuni Sultan Süleyman’ı canlandıran Mazlum Kiper'i daha önce de Hürrem Sultan oyunun da Kanuni rolünde izlemiştim. O zamandan bu zamana farklı oyunlarda bile olsa tecrübeli oyuncuyu tekrar sahnede izlemiş olmak keyifliydi.

Salona girer girmez oyun hakkında bir fikriniz yoksa dekoru görünce yapacağınız tahminler büyük ölçüde tutacaktır. Gözü çok yormayan, Osmanlıya uygun bir dekor olmuş diyebilirim. Bunu belirtmeden de geçemeyeceğim dekor tasarımı; Nehir Sarıosmanoğlu ve Gökhan Usanmaza ait. Kostümler Hacer Duran’ın elinden çıkmış. Kostümler Osmanlı ihtişamını üzerinde barındırıyor. Herkesin mevkisine göre özenle hazırlanıldığı apaçık ortada. Oyunun müzikleri oyunda Hekimbaşı olarak izlediğimiz Bora Ayanoğlu tarafından bestelenmiş. Özellikle sahneler arası geçişte oyunun en can alıcı sahnelerinin çok iyi vurgulandığı bu oyunda, ses ve ışık efektleriyle durum daha iyi betimleniyor. Oyunun temposu ikinci perdede daha da artmakta. Tempo arttıkça oyun seyirciyi daha çok kendisine  çekmekte.

Oyunu ilk izleyenler arasında olmak keyif verici. Oyun sırasında seyirciler konusunda rahatsız olduğum bir kaç nokta var. Söylemek istediğim şey sadece bu oyun için değil her oyun için geçerli.  Eğer uyumak istiyorsanız neden tiyatroya geliyorsunuz. Bir diğeri de o kadar önemli telefon görüşmeleriniz varsa,  ya oyundan önce yapın ya da sizi arayabilecek insanları uyarın. Telefondan hiç vazgeçemiyorsanız eğer geçici olarak sesini kapatın. Oyun sırasında duyulan arama, mesaj sesi gibi çeşitli sesler hem sanata hem de oyuncunun emeğine saygısızlıktır.

Tüm bu olumsuzlukların geride bırakacak olursak, bir tarihin nasıl yazıldığına göreceksiniz, bu oyunda. Tüm bu entrikalar olmasaydı belki tarih daha farklı olabilir, belki daha iyi bir konumda, belki bundan daha kötü bir durumda olabilirdik, kim bilir? Gelin birlikte tarihte yaşan bu olaya tanıklık edelim.

İyi seyirler hepinize…

Yasemin Aktaş

yasemin@tiyatrodunyasi.com

PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Yasemin Aktaş imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

Oyunbaz Martı ile karşınızda…

Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…

Röportajlar

Uzun Soluklu Oyunların Oyuncusu Yurdaer Okur ile Söyleşi

Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…

Eleştiriler

Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu

“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)

Eleştiriler

DALGA - DONKİŞOT TİYATRO

Oyunun Amerikada geçtiği nasılda belli. Kendimi Amerikan yapımı gençlik filmi izliyormuş gibi hissettim.Lise çağında kanı kaynayan bir grup gencin yaşadıklarını izliyoruz hep beraber. Lisenin tarih öğretmeni Mr. Rose(Levent Ülgen) o günkü dersinde Nazi dönemi Almanya'sını, o dönemde yapılan soykırımları işler. Öğrenciler de bir türlü anlamam veremezler bu konuya, nasıl oluyorda Naziler Almanyanın çok küçük bir topluluğuyken (Alman nüfüsüna göre) nasıl insanların ses çıkaramadığı, karşı koyamadığı bir güç haline gelirler. Çocuklara karşı çıkmak çok kolay gelirken, Mr. Rose bunun kolay olmadığını, insanların nasıl kendini kaptırdıklarını, bazen çoğunluğun bile azınlığa karşı gelemiyeceğini anlatmaya çalışsada, öğrenciler pek anlamak istemezler...