Eleştiriler
Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe bu sezon Şehir tiyatrolarının kalabalık kadroya sahip oyunlarından birisidir. Orhan Asena’nın kaleme aldığı bu eserde, Kanuni Sultan Süleyman(Mazlum Kiper) zamanında oğullarının tahta geçmek için yaşadıkları süreç çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş. Hürrem Sultan’ın(Berrin Koper) oyunlarına gelen Kanuni’nin ilk eşinden (Gülbahar) olma oğlu Şehzade Mustafa’nın (Doğan Altınel) öldürülmesinden sonra diğer oğulları arasında yaşanan taht kavgası gözler önüne seriliyor.
Eleştiriler
Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…
Röportajlar
Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…
Eleştiriler
“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)
Eleştiriler
Oyunun Amerikada geçtiği nasılda belli. Kendimi Amerikan yapımı gençlik filmi izliyormuş gibi hissettim.Lise çağında kanı kaynayan bir grup gencin yaşadıklarını izliyoruz hep beraber. Lisenin tarih öğretmeni Mr. Rose(Levent Ülgen) o günkü dersinde Nazi dönemi Almanya'sını, o dönemde yapılan soykırımları işler. Öğrenciler de bir türlü anlamam veremezler bu konuya, nasıl oluyorda Naziler Almanyanın çok küçük bir topluluğuyken (Alman nüfüsüna göre) nasıl insanların ses çıkaramadığı, karşı koyamadığı bir güç haline gelirler. Çocuklara karşı çıkmak çok kolay gelirken, Mr. Rose bunun kolay olmadığını, insanların nasıl kendini kaptırdıklarını, bazen çoğunluğun bile azınlığa karşı gelemiyeceğini anlatmaya çalışsada, öğrenciler pek anlamak istemezler...
Röportajlar
18 Kasım Pazar akşamı Tiyatro Pera’nın bu sezon ki yeni oyunu olan Profesör ve Hulahop ta oynayan Engin Alkan’la, oyun bitiminde söyleşi için sözleşmiştik. Çok bekletmiyor bizi oyun çıkışında. Oyunun oynandığı sahne ışıklarının altında, çok keyifli bir sohbet yapıyoruz. Sanki başka bir zamanda, başka bir yerdeymişiz gibi vakit nasıl geçti anlamadım. Eminim ki sizde okuyunca zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacak ve bana hak vereceksiniz.
Eleştiriler
ilk başta ana rahminde üç spermden pardon, dört spermden bahsediliyor. Ana rahmindeki dört sperm ne kadar ilgi çekici olabilir diye düşünürken bulundukları rahmin sahibi canlı bomba olmaya karar verince işler trajik bir hal alıyor. Hatta bu trajiklikten doğan komiklikler içinde buluyoruz kendimizi. Spermlerden oluşacak embriyoların karakterleri birbirinden zıt kutupları oluşturuyor. Liberal sağcı bir sperm, onun akabinde tam zıttı olan solcu feminist bir sperm, bir diğeri aşırı dindar olup en sonuncusu da azınlığı temsil eden eşcinsel bir spermin aralarında geçen konuşmaları, duygu karmaşasını endişelerini, anlaşmazlılarını, izlemekteyiz oyun boyunca.
Eleştiriler
Oyunun hem yazarı, hem yönetmeni, hem de oyuncularından biri olan Kemal Kocatürk üçüncü sayfa haberlerini biriktirirmiş, oyunu yazarken bu haberlerden ilham almış. Her haberin bir hikâyesi olduğunu ve her haberden bir oyun yazılabileceğini söyleyen Kemal Kocatürk kendisinin yaptığı şeyin hayatın içinde olanları sahneye yansıtmak olduğunu söylüyor.
Eleştiriler
Hep merak etmişimdir Selçuk Yöntem’i sahnede. Şimdiye kadar izleme fırsatı bulamamıştım kendisini. Onun için de bu oyuna giderken çok heyecanlıydım. Yağmurun azizliğine uğrayıp son dakikada yetişiyorum oyuna. Balkona oturuyorum, tavandan damlayan yağmur damlaları eşliğinde başlıyorum oyunu seyretmeye.
Eleştiriler
Saat şimdi 23.30 Kafalarda bir belirsizlik herkesin kendine göre bir beklentisi var şu hayatta.
Röportajlar
Artık tiyatroya herhangi 3–5 kişi toplanıp oyun çıkarınca insanlar gelmiyor. Bu 3–5 insanın hepsi televizyondan ya da başka yerden ünlü olsa da gelmeyebiliyor seyirci. Artık başka bir şeye geliyorlar. Hikâyeye mi geliyorlar yoksa ne görmek istediğini düşünüp mü geliyorlar bilemiyorum artık. Şu anda Türkiye de seyirci niye geliyor tiyatroya bilmiyorum. Bence onlar da bilmiyor...
Röportajlar
Dile kolay, 60 yılı geride bırakacak olmak. Ortalama bir insanın ömrü kadar, sanat yaşamına sahip bir sanatçı ile birlikte olmak çok heyecan verici. Kimden bahsediyoruz, tabi ki Haldun Dormen’den. İnsan kaç yaşında olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun, geriye dönüp baktığında önemli olan, yaşadıkları ve biriktirdikleridir. Bu birikimler ve deneyimler paha biçilemez niteliktedir insan için. İşte Haldun Dormen de hayatında büyük bir servete sahip olan ender kişilerden bir tanesi. Bizde ustanın sanat yaşamını kendi ağzından dinlemek için tutuyoruz Medyapım Akademi’nin yolunu.