Eleştiriler
Bir ağaç ki köklerinde canların canını taşıyan, bir ağaç ki, onun acısıyla kendini yollara vuran bir ananın yoluna çıkıp, derdini anlatan. Bir ana ki, oğlunun ateşiyle yanıp tutuşan, onun canına, onun ruhuna, onun uğruna her şeyini feda eden… Turgay Nar’ın kaleminden çıkan, Hüseyin Köroğlu’nun yönetmenliğinde beden bulan “Divane Ağaç” oyunu, insan ruhunda uzun ve zorlu yolculuğun kapılarını açıyor. Bir annenin doğum sancılarını, sadece bebeğine değil, hayata karşı, kötülüklere karşı mücadelesini, bir hayalin, bir rüyanın içinde görüyoruz.
Eleştiriler
Batının yazarlarından Racine'nin gözüyle bir dönemin Osmanlı İmparatorluğu'na bakışını anlatan oyun, 4. Murat'ın taht uğruna kardeşlerini bile öldürebileceği düşüncesinin gölgesinde can buluyor. 4. Murat seferdeyken, sarayda, tahtı emanet ettiği Roksan, tüm yetkileri elindeyken, biraz da Cariye Atiye'nin yönlendirmesiyle, ölüm fermanı bulunan Bayazıt'ı kurtarmak arzusuna düşüyor. Çünkü her iki kadın da Bayazıt'a deliler gibi aşıktır. Saray içinde üçlü bir aşk karmaşası sürerken, bir yandan da yönetim boşlukları doğmaktadır.
Eleştiriler
Zaman; Cumhuriyet öncesi…Yer; İstanbul ve birkaç şehir…Eğlence denilince akla gelen kumpanyalar, şehir şehir dolaşıp, halka kantosundan komiğine, sihirbazlığından meddahlığına gösteriler sunuyorlar.
Eleştiriler
Evin çapkın beyi, kaçamaklarını gizlemek için türlü oyunlar oynarken, bir gün bir Fransız hanımla kaçamağı sonrasında hapse mahkûm olur.
Eleştiriler
İstanbullu tiyatroseverlerin Ağustos-Eylül aylarından itibaren heyecanla bilet ve oyun sormaya başladığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ufak tefek sıkıntılar,azalan sahneleri ve yıkım haberleriyle…
Polemik
Üniversite sınavlarının ardından, puanlarına göre birçok arkadaşımız, bu aralar oyunculuk sınavlarına hazırlanmaya başlıyor.
Makaleler
Hangimiz onun önünde buluşmadık sevdiklerimizle, hangimiz hasretlerimizi gidermek için onun adını anmadık aramızda. Hangimiz terk edilmedik, hangimiz yalnız kalmadık onun önünde. Hangimiz sığınmadık yağmur yağdığında çatısına. Hangimiz önünde sermedik tüm duygularımızı; özlem, sevinç, hüzün, kıskançlık, mutluluk…