İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

Can Tarlası - İstanbul Halk Tiyatrosu

Yasemin Aktaş, , 4.571 görüntülenme

 
İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncuları olan Bahtiyar Engin , Yıldıray Şahinler, Levent Üzümcü ve Kemal Kocatürk’ün kurmuş olduğu İstanbul Halk Tiyatrosu çok köklü bir geçmişe sahip bir topluluk değil. Aralarına Dolunay Soysert’i de alan ekip ilk oyunları olan Can Tarlasını ikinci sezon da BKM'de oynamaya başladı.
Oyuncular kendilerini daha rahat ifade edebilmek amacıyla; yalansız, yalın ve gerçekten tiyatro sloganıyla yola çıkarak İstanbul Halk Tiyatrosunu kurmuşlar.
Tiyatro Dünyası ekibi olarak oyundan hemen sonra oyuncularla sıcağı sıcağına sohbet ettik. Oyun hakkında beklentilerini, hedeflerini ve yeni projelerini bu konuşma esnasında bizimle paylaştılar. Toplumsal olaylar, günlük hayatta yaşanan gerçeklikleri ele almayı tercih ediyorlar. Oyunun hem yazarı, hem yönetmeni, hem de oyuncularından biri olan Kemal Kocatürk üçüncü sayfa haberlerini biriktirirmiş, oyunu yazarken bu haberlerden ilham almış. Her haberin bir hikâyesi olduğunu ve her haberden bir oyun yazılabileceğini söyleyen Kemal Kocatürk kendisinin yaptığı şeyin hayatın içinde olanları sahneye yansıtmak olduğunu söylüyor. Yeni yapacakları projelerinde toplumsal konuları ele alacaklarını belirtiyorlar üstüne basa basa. Şikâyetçiler verilen tiyatro ödüllerinin hak edenler tarafından alınmadığına. Artık ödül aldıklarında kendi yaptıkları işin doğruluğundan da şüphe eder olmuşlar.

Gazetelerin de; kitaplar, dergiler gibi klasikleşmiş bölümleri vardır. Her sayfada hangi haber olduğunu bilirsiniz. Örneğin ilk sayfada haber başlıkları, son sayfada spor haberleri… 3. sayfada ise artık klasikleşmiş bir bölüm olarak cinayet, töre, intihar, gasp gibi daha aklımıza gelmeyen bir sürü korkunç trajik haberlerden bahsedilir. Gelgelelim biz bunları okurken sanki bizim başımıza gelmezmiş gibi düşünürüz kimi zaman. Oysa felaket her an bulabilir bizi. İşte bu kötü sonların yaşanmasında, geçirilen süreçlerde daha kontrollü daha sakin yaklaşmak gerek olaylara. Ama bunu yapamıyoruz ya da yapmak istemiyoruz. İnsan ister okumuş, ister cahil olsun, yapmış olduğu hataların sonrasında genelde ölümle sonuçlanan bu hayat kavgalarının sebebi ne? Nedir bizi bu hale getiren kendimizden nefret ettiren, intihara sürükleyen, çelişkiye düşüren? Biz nasıl oluyor da kendimizle çelişkiye düşmüş hale geliyoruz?
Oyunun ilk perdesi biraz durağan olmasına karşın ikinci perde daha hareketliydi. Oyuncular salonda az seyircinin olmasının da kendi performanslarını etkilediklerini söylüyor. Her gün okuduğumuz evet bunu da biliyorum dediğimiz olayları trajikomik bir şekilde anlatan oyun toplumsal mesajlarla dolu. Silahı bir güç simgesi gören insanlar eline silah aldığında adam sanır olmuşlar kendilerini. Bunun sonucunda işlenen suçlar ve kimi zaman yaşanan pişmanlıklar ve keşkeler oluşturmuş hayatımızı. Düşüncelerin bir suç gibi görüldüğü, dolandırıcıların cirit attığı her gün birilerinin intihar ettiği, bitmek bilmeyen aile kavgalarından birini yaşamıyorsak eğer, beklide kendimizi şanslı saymalıyız. Bu demek değildir ki bunları göz ardı etmeden yaşamalıyız. Bunlarının önüne geçmek için bir şeyler yapmanın vakti gelmiş ve geçiyor olabilir. İşte bu oyun bize bunları çok iyi anlatmakta, hayatın acı tatlı yanları ve tüm keşkelerine rağmen yaşananları bize göstermektedir. Herkesin kendinden bişeyler bulabileceği bir oyun olduğunu düşünüyorum. Sizce?
 
Yasemin Aktaş
yasemin@tiyatrodunyasi.com
PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Yasemin Aktaş imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

ŞEHİR TİYATROLARINDAN YENİ OYUN : YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe bu sezon Şehir tiyatrolarının kalabalık kadroya sahip oyunlarından birisidir. Orhan Asena’nın kaleme aldığı bu eserde, Kanuni Sultan Süleyman(Mazlum Kiper) zamanında oğullarının tahta geçmek için yaşadıkları süreç çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş. Hürrem Sultan’ın(Berrin Koper) oyunlarına gelen Kanuni’nin ilk eşinden (Gülbahar) olma oğlu Şehzade Mustafa’nın (Doğan Altınel) öldürülmesinden sonra diğer oğulları arasında yaşanan taht kavgası gözler önüne seriliyor.

Eleştiriler

Oyunbaz Martı ile karşınızda…

Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…

Röportajlar

Uzun Soluklu Oyunların Oyuncusu Yurdaer Okur ile Söyleşi

Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…

Eleştiriler

Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu

“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)