İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

Kuzey Işığı - Tiyatro Rast

Yasemin Aktaş, , 3.332 görüntülenme

Saat şimdi 23.30

Kafalarda bir belirsizlik herkesin kendine göre bir beklentisi var şu hayatta. Sabırsızlıkla beklenen bir telefon bilim adamlarının gece boyunca sürdükleri toplantının sonucu ve savaşta yaşananların derin izler bıraktığı ve her daim gözünün önünde bulunan görüntülerle kulaklarındaki sesle yaşan biri. Gece yarısına doğru bir araya gelmiş bu üçlü arasıda konuşulan olaylar sorulan sorularla yeni sorunların yeni belirsizliklerin ortaya çıktığı durumlar… Hayata bakış açısı, yaşanmışlıklar bulunulan ortamlar, insanın düşünceleri kişinin hayatını yönlendiriyor. Kimileri kader diyip geçse de bekli de bu duruma biz getiriyoruz olayları.
Bir insan beyni gibi de düşünülebilir bu oyun için; insanın olaylar karşısında bir nevi çelişkiye düşmesi üretilen sonuçların yeni sorulara neden olması. Bu soruların yeni sorunları oluşturması bulunan geçici teoriler bunların doğruluğunun ispatı için yapılan konuşmalar.
Kimi zaman beklentilerimiz olur hayatta, körü körüne bağlı olduğumuz şeyler, doğru kişi kim bizim için, doğru yer nerde, doğru zaman hangisi, ya o değilse ya oysa beklemek ya da beklememek neyi değiştirecek ya gelirse ya gelmezse sürekli bir çelişkide en kötüsüne mi alıştırmalı yoksa bir ümit gelir diye yolunu mu gözlemeli. Bir yandan böyle düşünüp bir yandan da ilk insanı arayan biri.
Diğer yandan savaşın acı yüzüyle karşılaşmış bekli de hayatta en değer verdiklerini kaybetmiş tam kendini ölüme hazırlarken değişen durumlarla ölmemesi gerektiğine inan savaşa dair kareleri gözünün önünden atamayan birisi, artık onu yıkacak bir şeylerin olmamasına karşı karşılaşılacak kötü bir olay karşısında elinin sürekli tetikte yaşaması.
Ya bütün teoriler alt üst olursa bugüne kadar bulunan formüller deney sonuçları bütün savlar çürütülürse ya sil baştan tekrar başlamak gerekirse o zaman felaket olur her şey. matematik en büyük tutku, o her şeyin üstünde her şeyin ispatını onunla yapabilirsin diyen bir bilim adamı ve bu üçlünün bir otel lobisinde konuştuğu sorunlar ve herkesin şahsına münhasır yaklaşımları.
Peki, maymun sıkılmayıp evrim geçirmeseydi insan ortaya çıkarı mıydı? Peki, ya dünyanın önde gelen bilim adamlarının katıldığı konferansta verilen kararlar neyi nasıl değiştirecek? Bugün oyuna gitmeseydim bunu yazıyor olmayacaktım kim bilir o zaman beynimi ne meşgul edecekti?
Düşünmeyi durdurmak mümkün değilmiş. Düşündükçe kendi doğrularımızda bile şüpheye düşüyoruz farklı açılardan görmek olayları çizdiğimiz yörüngeyi belirliyor. Peki, seçtiğimiz bu yollar bizi aynı sonuca çıkartır mı acaba? Burada sonuç mu önemli yoksa izlenecek yol mu, bekli de buna tam olarak karar vermemiz gerekmekte. Eğer bir şey yasak değilse yapılması mecburidir derken. Her serbest bırakılan şey bizi netliğe mi götürür yoksa belirsizliğe mi? Kendimizi zaman zaman sorgulamalı mıyız ve yapılan bu sorgulamanın yeri ve zamanı ne kadar önemli? Her şey mantıkla ilerken sürekli düşünme ile her karşılaşan soruna çözüm arayışındaki bulunan yollar ve düşünmeler sonunda bulunan her çözüm karşısında çıkan sorular ve aranan yanıtlar. Kendi inançlarımızdan bile kimi zaman şüphe etmemizi sağlayan belirsizlik… Peki, bu sorgulamadan sonra ne olacak? Bizi ne bekliyor olacak kutuyu açmadan bu belirsizliği kaldırmak mümkün müdür?
Kafanız karıştı tabi iyice. Oyunun size göre olup olmadığını anlamak için gidip de gitmemek arasında tereddüde düşüyorsanız eğer bunun tek yolu oyunu izlemek olacak. Theatre Rast (Tiyatro Rast)ın yeni oyunu olan Kuzey Işığı'nı, çarşamba akşamı Fransız Kültür'de yapılan premier'inde izledim. Paul Pourveur'un yazdığı Şaban Ol'un yönetmenliğini ve çevirisini yaptığı oyunda Bülent Emin Yarar, Köksal Engür ve Erdem Akakçe oynuyorlar. Oyuncuların herbirini ayrı ayrı tebrik etmek gerek bence. Tek perdelik ve 1.5 saatlik oyun boyunca oyundaki tempo hiç düşmedi. Ne ışık ne de müzikten yardım almamalarına ve hatta konuştuklarının kolay anlaşılabilir kavramlar olmamasına rağmen vücut dilleri, tonlamaları ve mimikleri ile seyircinin dikkatini üst düzeyde tutmayı başardılar.Oyun belki tek perde değil iki perde olarak da oynana bilinirdi ama bu haliyle oldukça iyi bir oyundu şimdiden size iyi seyirler…

Saat 00:18
 
Yasemin Aktaş
19.10.2007
 
Kuzey Işığı Oyun Programı için Tıklayın
Tiyatro Rast Oyun Programı için Tıklayın
PaylaşXFacebookWhatsAppE-posta

Yasemin Aktaş imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

ŞEHİR TİYATROLARINDAN YENİ OYUN : YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe bu sezon Şehir tiyatrolarının kalabalık kadroya sahip oyunlarından birisidir. Orhan Asena’nın kaleme aldığı bu eserde, Kanuni Sultan Süleyman(Mazlum Kiper) zamanında oğullarının tahta geçmek için yaşadıkları süreç çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş. Hürrem Sultan’ın(Berrin Koper) oyunlarına gelen Kanuni’nin ilk eşinden (Gülbahar) olma oğlu Şehzade Mustafa’nın (Doğan Altınel) öldürülmesinden sonra diğer oğulları arasında yaşanan taht kavgası gözler önüne seriliyor.

Eleştiriler

Oyunbaz Martı ile karşınızda…

Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…

Röportajlar

Uzun Soluklu Oyunların Oyuncusu Yurdaer Okur ile Söyleşi

Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…

Eleştiriler

Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu

“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)