Gelin Canlar Bir Olalım, Münkire Kılıç Çalalım: Kızılırmak - Karakoyun
Ülkemizde üzerine nice Türküler yakılmış bir halk masalıdır Kızılırmak- Karakoyun...
2013 yılının tiyatro eleştirileri, incelemeleri ve yazıları.
Toplam 202 yazı, Sayfa 2 / 7
Ülkemizde üzerine nice Türküler yakılmış bir halk masalıdır Kızılırmak- Karakoyun...
O bir denizdir, biz sadece bulutlarıyız
Geçtiğimiz hafta “tiyatrocular başvurmadıkları ödüllere aday gösterilmesin” diyerek bir parantez açmış ve tiyatromuzda ödül enflasyonunun önüne geçilmesi, sanatçıların istemedikleri kişiler tarafından değerlendirilmemesi, jürilerin de 200’ün üzerinde oyun izlemeyi programlayarak boş yere zaman kaybetmemesi için somut gerekçelerimi sıralamıştım.
Birol Güven, hiç kuşkum yok ki Türk usulü yaşam tarzımızın keskin mi keskin bir gözlemcisi.
Eleştiri yazmak oldukça moda oldu. Herkes her konuda düşüncesini tabii ki dile getirir getirmelidir de.
Geçenlerde, Roma’ya gitmeden önce, yarım asırlık ve 1500 koltuklu Teatro Sistina’nın 2012-2013 programına göz attığımda gösteri tarihi, “Roma tarihime” denk düşen “My Fair Lady”nin üstüne parmağımı bastım.
UZUN DENECEK BİR ARADAN SONRA; MACİDE TANIR’LI, CEM KARACA’LI , BARIŞ MANÇO’LU ERDAL ÖZ’LÜ, 12 EYLÜL’LÜ, SUSURLUKLU BİR MURAT ÖREM YAZISI…..
13. yüzyılın başlarında Papa III. Innocent, Fransa’nın güneyinde, İspanya’nın kuzeyindeki bir bölgeye, Toulouse Kontu'nun toprakları olan Oksitanya’ya Haçlı Seferi başlatmış.
Kocaeli Şehir Tiyatrosu geçtiğimiz günlerde Güngör Dilmen’in “Canlı Maymun Lokantası” adlı oyunla 7.
Altıdan Sonra Tiyatro’nun “Gerçek Hayattan Alınmıştır” başlıklı oyunu, 90’lı yıllarda büyümüş mimar Oğul’un satın aldığı inşaat halindeki tiyatronun içinde Anne’siyle arasında boyutlanan son derece…
Her yıl ağustos ayındaki başvurularla, profesyonel, amatör ve çocuk tiyatrolarına ekim ayında devlet yardımı yapılıyor.
Haydi itiraf edelim, bizim için bir hayaldi bu söyleşi. Tamam uzak bir ihtimaldi.
Bir ağaçla başladı herşey. Olamaz denilen oldu, imkânsız olan gerçekleşti ve halk sokaklara dökülüp, direnmeye başladı. Bir ağacın yaydığı oksijen, zihinlerin açılmasına, algıların değişmesine sebep oldu. Bir ağaç yıkılırken, bir millet uyandı.
Tiyatro dünyası çok değerli bir sanatçısını kaybetti, Metin Serezli'yi.. Değerli sanatçının ardından bir taziye sayfası açmak istedik.
Bazı ölümler vardır ki "yahu yaşlıydı zaten, kalp hastasıydı..." diyemezsiniz yani bazı ölümler acı bir tat bırakır yüreğinizde buruklaşırsınız, bükülürsünüz.
11. Kıbrıs Tiyatro Festivali sürerken...
Minik kuş, yumurtasından çıkmak için gün sayarken, yeni hayatının merakıyla yanıp tutuşuyordu...
Tarih ; 6 Ekim 2013 Pazar…
İsviçre'nin çağdaş yazarlarından biri olan Lukas Barfuss, Dora'nın ergenliğe girmesiyle yaşadığı cinsel deneyimlerini provakatif bir dil ile sorgulayarak düşünce özgürlüğünü ve birey iradesini "sargısı çıkarılmış bir yara gibi" gün yüzüne çıkarıyor.
“Küçük Adam Ne Oldu Sana-Kleiner Mann Was Nun”, kendilerine üç kişilik küçük bir dünya kurmak amacıyla, yaptığı herhamlede umutları biraz daha tükenen, ama hep debelenen, yönsüz, iradesiz, sessiz, şaşkın, kırgın “küçük adam” Pinneberg’in öyküsü…
Dekor: bir bankanın görüntüsü yaratılacak 3 tane vezne bir güvenlik masası ve ayrıca sahnenin bir köşesinde müdür odası görüntüsü verilecek ön tarafta da müşteriler için oturaklar konulacak
Hüseyin Manto,
Ne mutlu bana ki bu yılın ilk yarısında yetkinliklerime karşılık değişik kurum ve kuruluşlar tarafından ödüllendirildim.
İngiltere’de ve Avrupa’nın diğer pek çok ülkesinde ciddi anlamda ses getiren ve yaşanmışlıkların, zekâ oyunlarının, dil içi yolculukların yoğun olduğu oyunlar yazdığını bildiğim Avustralyalı Andrew Bovell (1962) ile ben geçen sezon Tiyatroperest aracılığıyla tanışmıştım.
Hükümetin başta Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları, Devlet Halk Dansları Topluluğu, Devlet Çok Sesli Korosu olmak üzere toplam 52 sanat kurumunun kapatılmasını öngören yasa tasarısı ile ilgili olarak ne yazık ki halen sessizce bekleme halindeyiz.
Sanatın içine tükürüldüğü, şarap tanrısı heykeline don giydirildiği, Mehmet Aksoy’un eserine “ucube” damgasının vurulduğu, heykellerin yıktırıldığı, birilerinin Davut heykelinin pipisinden tahrik olduğu ortamda, Alaçatı’da Cem Sağbil’in heykelleri bu günlerde “Sisyphos” başlığı altında sergilenmekte.
Geçtiğimiz bayram günlerinde İstanbul dışındaydım.
Günümüzün benim övünerek umutlar bağladığım genç tiyatrocularından Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği..
Tiyatro Dünyası Oyuncuları, Ray Cooney’in “Move Over Mrs. Markham’’ oyununu (kimin çevirisi olduğunu bilmiyorum, ama) “Arapsaçı” başlığıyla oynuyor. Oyunu, Can Törtop yönetmiş. Yerime kuruldum, oyunu seyretmeye koyuldum ki, son derece zorunlu bir nedenle (oğlumun kaza yaptığı haberi geldi) ilk yarı sonunda ister istemez oyundan koptum, evin yolunu tuttum.
Baştan şunu söyleyeyim, kolunda BARBRA STREISAND dövmesi olan bir adama, Streisand hakkında bir oyunu sevdirmek ZOR iş.
Erkekler; düzeltiyorum erkek oyuncular, nasıl oluyor da bu kadar iyi kadın taklidi yapabiliyorlar? diye bir soruyu ancak ve ancak meslekten olmayan benim gibi biri sorabilir herhalde...