Orhan Alkaya Merhaba… Genel Sanat Yönetmeni olarak, 18 Aralık-2008 gün ve tarihli Üsküdar sahnesinde düzenlediğiniz toplantı duyurunuzu her tiyatro çalışanı gibi bende aldım ve katılmayı ciddi olarak düşündüm.Çünkü konuşacak çok şey vardı. (Gerek yasal olarak, gerek internet ortamında şahsınıza sorduğum sorulardan da anlaşılacağı gibi…)
Dönem itibariyle anlık heyecanların, yanımızı yöremizi kuşattığı son günlerde bir ses yükseliyor; KURU FASULYE… Bazen bedbaht, soluk, utangaç, bazen ise yırtık, şehvetli, karizmatik öğeler barındıran bu söz, çoğu zaman duymazdan geliniyor. Sözün sahibinden çok kendisi önem taşıyor. Peki, “Kuru Fasulyenin sanatla ne alakası var?” Demeyin! Sanatın tam içine, geniş ve hacimli bir şekilde nasıl olup da yayıldığını sizlerle paylaşacağım.
24 Aralık 2008 gecesi Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nin düzenlediği Brecht gecesine katıldım. Açıkça söylemek gerekirse, etkinliğe katılmak için yola çıktığımda, salonun çok küçük bir bölümünün dolu olacağını düşünüyordum. Kimler olacaktı dinleyiciler arasında? Hemen her etkinlikte karşılaştığım kimi tiyatro sanatçısı dostlar, tiyatro bölümü öğrencileri, belki Kemal Özer’in katılımından kaynaklı bazı şair arkadaşlarım ve şiir sever birkaç kişi.
Beşiktaş Külkür Merkezi tıklım tıklım dolu, bir Cuma akşamı. Öyle ki sandalye bile koyuyor görevliler. Ne güzel bir tiyatroyu böyle görmek. Oyunun adı Sürmanşet, başrollerini, sürmanşete değilse bile hemen hepsi manşete çıkmış popüler oyuncular paylaşıyor. Yazarı, yine dizilerden tanıdığımız Sinan Tuzcu, yönetmeni, son dönem başarılı işlere imza atan Arif Akkaya. Sahneleyen, İstanbul Halk Tiyatrosu.
Haluk Bilginer ,Türkiye'de tiyatroya ilgi duyan herkesin hemfikir olduğu gibi ,Türkiye'nin övündüğü tiyatroculardan biridir. İsmi ile oluşmuş haklı gurur tablosu , onun değerini anlamış seyircinin sevgi ve saygı dolu hayranlığının bir sonucudur. O , herhalde tiyatroyu anlayan kişilerin başında gelir ve neyin ne olduğunu da bilir... İşte bu yönetmen , Polonya Tiyatrosu'nu, onun dünyaya armağan ettiği değerleri bilmez mi? Bilir elbet. Bilir de neden Testosteron'u seçer?
Tiyatro eleştirmenleri olarak kimi yapımlarını eleştirsek de, ülkemizin en eski sanat kurumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın, Genel Sanat yönetmeni Orhan Alkaya yönetiminde bu sezon ufkunu alabildiğine genişlettiğini yadsıyamayız. Alkaya, belki de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları tarihinde ilk kez repertuvarı sorguluyor; sahneleme biçimlerini, biçemlerini, farklı oyunculukları öne çıkarmaya çalışıyor. Başarıyor da… Buna bir örnek de, genç yönetmen Ersin Umulu’nun “Yedi Tepeli Aşk”ı.
Aşağıdaki metin kırık dökük bir Sümer tabletinin kırık dökük bir çevirisidir ! Boşlukları doldurarak , pazılın eksik parçalarını birleştirerek siz de “büyük resmi” görebilirsiniz ! Konunun nazikliği göz önüne alınarak yanlış anlamaları en aza indirmek ve ayrıca yaratıcı ve çağrışımlı bir okuma olsun diyerek , kaligrafide bilerek “Yüzüklerin Efendisi” benzeri bir yaklaşım tercih edilmiştir...
SUÇLU ERKEK Mİ ERKEK EGEMENLİĞİ Mİ? Geleneksel oyunlarımız sevdirilmeli diye düşünüyorum. Sadık Şendil’in yazmış olduğu çağdaş geleneksel oyunlarımızdan olan Kanlı Nigar oyunuyla Ankara DT, izleyici karşındaydı. Geleneksel oyunlarımızı sevdirme adına başarılı bir örnekti.
“Epik Tiyatro, Aristotelesçi olmayan tiyatrodur.” Bertolt Brecht Yaklaşık üç hafta kadar önce Bertolt Brecht Gecesi düzenleneceğini öğrendim ve detaylı bilgi almak üzere Kadıköy Belediyesi’ne bağlı olan Barış Manço Kültür Merkezi’ne uğradım. Kapıdan hemen içeri girerken her iki yanda da bulunan Bertolt Brecht Gecesi afişlerini fark ettim. İncelemeye koyulmuştum ki, içeride bir gürültü koptu.
Görünen o ki, Haluk Bilginer şifreyi çözmüş, bir tiyatroyu başarılı yönetmenin formülünü bulmuş. Bana bahsetmediği için bu formülü açıklayamayacağım, ancak Haluk Bilginer’in artık bir adım daha atarak tecrübesini, sezgisini, kapalı gişe oynamanın sırrını tüm tiyatro yöneticileri ile paylaşması gerekir diye düşünüyorum. Türk Tiyatrosu’nu yönetmeye çalışan Kültür Bakanlığı, Haluk Bilginer’in danışmanlığını almak durumundadır.
H. Can Utku önce, 1999 yılında, Uluslararası İlişkiler Bölümü ikinci sınıfında okumakta olduğu Galatasaray Üniversitesi’nin tiyatro topluluğuna katılmış, sonra Galatasaray Üniversitesi tiyatro topluluğunun resmi olmayan mezunlar kolu olarak, Tiyatro Öteki Hayatlar’ı kurmuş.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 1964 doğumlu İsrailli yazar Ilan Hatsor’un “Maskeliler” başlıklı Filistin cephesine tarafsız ve olabildiğince insancıl bir bakış açısı geliştiren oyununu oynamakta. Taner Barlas tarafından yönetilen “Maskeliler”de Ilan Hatsor, Filistinli üç erkek kardeş arasında bir kasap dükkânında geçen ve savaşın tam ortasında yaşanan....
Geçtiğimiz tiyatro sezonunun sonunda perde açan ve başarıyla sahnelenmeye devam eden bir Şehir Tiyatrosu yapımından söz etmek istiyorum: Woody Allen’in ‘Tekrar Çal Sam’ oyunu. Woody Allen’in filmlerinden hoşlananlar belki de çoktan seyretmiş olabilirler ama Tekrar Çal Sam, sadece o özel seyirciye değil, kaliteli komediye hasret kalan herkese hitap edecektir.
Geleneksel tiyatrosunu ilk fark eden ve icra eden ülkelerden biri olmamıza karşın, bu alanda üretilen, yaşatılan ve sahiplenilen değerlere bakıldığında, çok fazla bir ilerleme kaydedilmediği ve bizden sonra Geleneksel tiyatrosunu araştırmaya başlayan ülkelerin bile gerisinde kalındığını söylemek mümkün.
Tıp bilimi, Alzheimer’i; “Organik beyin hastalıkları grubunda, nöropsikiatrik sendromlarla seyreden, temel bulgusu bunama olan dejeneratif beyin hastalığı” olarak tanımlamakta. Öğrendiğime göre Alzheimer hastası, önce eşyalarını bulamamaya başlıyor; sonra sık sık kullandığı sözcükleri, daha sonra en son tanıştığı kişilerin adlarını anımsamakta zorluk çekiyormuş...
Şehir Tiyatroları’ndan bürokrasiye ve bürokrasiyi egemen yapan insan davranışlarına eğlenceli ve sert bir eleştiri var: Deri Ceket! Bulgar Yazar Stanislav Stratiev’in en başarılı oyunlarından biri olarak gösterilen Deri Ceket Özdemir İnce çevirisi ve Arif Akaya rejisi ile sahneleniyor.
Bugün, Yıldız Kenter’in profesyonel anlamda sahneye çıkışının altmışıncı yıldönümü. Yani altmışıncı yaş günü Yıl 12 Aralık 1948… Yer Ankara Devlet Tiyatrosu, oyun Shakespeare'in “On İkinci Gece”si…
Kavram , bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki genel ve soyut tasarımıdır. Felsefi olarak ise, nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarımdır.Bu tanımla yola çıkıldığında, yapılan eylemi tek bir ad altında toplamak gerektiğini düşünerek üniversite tiyatrosu kavramının varlığından söz edebiliriz..
Hatırlayanlar vardır, geçen yıl “Beğeninin Ölçütü” başlıklı bir yazı kaleme almış, yapıtlarımızı çevreleyen eleştiri ve değerlendirme ölçülerini ironik bir üslupla yermiş, birtakım salon beyefendilerini, hanımefendilerini mesleğimizin adabına davet etmiştim. Yazdıklarım bazılarını çok kızdırmış –sonradan cevap verdiklerine pişman olanlar olduysa da- karşılıklı cevaplaşmalar yoluyla tatsız yazışmalar uzayıp gitmişti. Meğer ne derin bir kovanı çomaklamışım...
Birinci ve ikinci ciltleri 1994 yılında Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıkan “Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi”nin “1990 sonrası”* başlıklı üçüncü cildi de yayımlandı.
İnternetle tanışıklığım 10 yılın üstünde. Bu 10 yıldan fazla zamanda bütün tiyatro sitelerini ve tiyatro yazılarını internetten takip ediyorum dersem yalan söylemiş olurum. Hepi topu 4 belki de 5 yıldır bu tarz siteleri takip ediyorum. Yani okuldan mezun olup, profesyonel olarak oyunculuğa başlamamdan sonra. Gazete ve dergi takiplerimin yanına internetin de eklenmesiyle, biraz daha genişleyen mecralar, bazen hoş bazen de boş eleştiri ve yorumlar getirdi karşıma.
Merhaba TİYATRO DÜNYASI Oyundan önce kuliste sevgili Naşit'le oyun ve tiyatro üzerine keyifli bir sohbete daldık, bunu ropörtaj haline getirerek sizlerle paylaşmak istedim...Eminim ilginizi çekicektir.
Oyun Atölyesi’nde sahnelenen Eric-Emmanuel Schmitt’in Evlilikte ufak tefek -CİNAYETLER’ oyunu, modern dünyada evlilik kurumunu tartışırken, şiddet olgusunu da sorguluyor. Evlilikle ufak tefek CİNAYETLER oyununda, günümüz dünyasında evlilik kurumu, entelektüel bir çiftin, polisiye roman yazarı Gilles ile karısı ressam Lisa’nın ilişkilerinde sorgulanıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBŞT) Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya, göreve gelişinden bu yana aldığı olumlu kararlar, ileriye dönük attığı yerinde adımlarla kamuoyunun ilgisini çekmeye devam etmekte. İstanbul kentinin yüzyıla yakın mazisi olan tiyatrosu, hiç abartmadan köpürtmeden söylüyorum, Orhan Alkaya döneminde altın dönemini yaşıyor. Gerekli hamleler, yepyeni yapılar, projeler, oyunlar...
Vahe Katcha nın yazıp Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği Canavar Sofrası tiyatro adına içinde ilkleri barındıran bir oyun. Kıbrıslı Hüseyin Köroğlu bu oyunla İ.B.B.Şehir Tiyatroları ile Lefkoşe Belediye Tiyatrosu’nu ortak bir projede buluşturarak (oyuncusundan teknik ekibe kadar)savaşın, zor şartlarda insanların nasıl değiştiğini küçük bir kutlama mizanseninde bile nasıl geliştiğini aktarıyor bize…
Gripli Tavuklar Huseyin MANTO hsynmnt@gmail.com Kişiler Tavuk…………. ..(ince sesli biri olmalı) Sahip …………. .(köylü diliyle konuşacak 45 yaşlarında) Kadın……………(cırtlak, köylü bir kadın) Hemo…………….(o da 45 yaşlarından iri yarı biri)
Dünyanın seyirci kaldığı bir soykırım ve ardında bıraktığı travmalar ; ''Zorunlu Hedefler'' Avrupa’nın seyirci kalarak; Sırplar tarafından, 312.000 Bosnalının ölümüne,50.000 kadının tecavüzüne, 7.500 kişinin kaybolması (-ki bunlar toplu mezarlardan kaynaklanıyor) ve 2.000.000 Bosnalının evini terk etmek zorunda kalmasına neden olan, o güne kadar eşi benzeri görülmemiş bir soykırım...
20. yüzyılın dahi sanatçısı Pablo Picasso’nun ikinci dünya savaşında sorgulanışını anlatan, Jeffrey Hatcher’in yazdığı ‘Bana Bir Picasso Gerek’ Duru Tiyatro’da sahneleniyor. Tiyatroda özgür bir çalışma ortamı yaratarak, sahnelenmemiş cesur oyunları seyirci ile buluşturmak isteyenler, olanaklarını zorlayarak kendi tiyatrolarını açıyorlar. Bunun başarılı bir örneği iki yıl önce ‘Duru Tiyatro’ yu kuran Emre Kınay . Bu sezon, Moda’ya, Kadıköy Anadolu Lisesi bünyesinde (eski Maarif Koleji) çok güzel bir kültür merkezi kazandırdı. Eskiden okulun kalorifer dairesi olan 70 kişilik Deneme Sahnesi’nde muhteşem bir oyunun Türkiye prömiyeri yapıldı: Bana Bir Picasso Gerek .
Rasim Aşın'ın Azerbaycan Türkçesi ile yazmış olduğu aşağıdaki makalesi çok yakında Türkiye Türkçesi ile de Tiyatro Dünyası'nda olacak... ---------- Təhsil insanın anadan olduğu gündən başlayaraq davam edən, inkişafda olan, onu formalaşdıran prosesdir. İnsanın qabiliyyətinin inkişafına, həyata fəal müdaxiləsinə kömək göstərir. Dəyişən sosial şərtlərlə birlikdə təhsil anlayışı da dəyişir və bu inkişafla uyğunlaşdığı qədər ictimai həyatda da praktiki dəyər qazanır. Təhsil sistemimizin və ailə içində mövcud olan avtoritar rejimin günümüzün şərtlərinə uyğun olaraq yenidən nəzərdən keçirilməsi, əzbərləyən, sorğu-sualsız qəbul edənin yerinə düşünən və araşdı-ran, iştirakçı kimliyi olan fərdlərin yetişdirilməsi, daha sağlam cəmiyyətlərə gedən yolu qısaldacaqdır.