Üniversite Yıllarım
Oyun adı: Üniversite Yıllarım Kişi Sayısı: 5-6 kişiyle oynanabilir.
2008 yılının tiyatro eleştirileri, incelemeleri ve yazıları.
Toplam 368 yazı, Sayfa 2 / 13
Oyun adı: Üniversite Yıllarım Kişi Sayısı: 5-6 kişiyle oynanabilir.
Tarihçesi 2001 yılından beri Tiyatro Kordelya'da bulunan Tiyatro ARTI ekibi, Tiyatro Kordelya'nın çalışmalarına son vermesiyle beraber, "Tiyatro ARTI" adı altında çalışmalarına devam etme kararı…
İzmir,
ANTON ÇEHOV Tek Perdelik Dokuz Oyun Dağ Yolunda / Tütünün Zararları / Kuğunun Şarkısı / Ayı / Bir Evlenme Teklifi / Sayfiyede Yaz / Tatyana Repina / Düğün / Kutlama Türkçesi: Yılmaz Gruda BİLGİ…
Anton Çehov,
Bir döngü, dönen bir kürenin içinde bir yerlerinden asıldığımız bir form adına yaşam dediğimiz. Kimi memnun yerinden kimiyse her zaman söylenen halinden. Ama her canlının yaşamında pek çok dönemeç vardır mutlaka. 60 lar mesela love love me do tınısında. Çiçek çocukları ve savaş karşıtı söylemler ve birde 80 ler, Serpillerle, Banularla, Coşkunlarla harmanlanmış, apolitik nesillerin tohumu atılmış, gece konmuş, gündüz yasaklı tütün yakılmış velhasılı her türlü geçişin geçirgenliğinde boğulmuş insanlar. Ama kim nasıl yaşamışsa pek çok izler kalmış belleğinde. Bol baharatlı ve yaşlı gözlerle andığımız bu dönem aslında içinde pek çok da keyifli kareler taşımakta isteğimiz ve dileğimiz bu vizyondan bakmanız o yıllara. Hala o dönemin tortularını gözlerken her yerde kayıtsız kalmak mümkün mü sizce… buyurun başlıyor izlence.
Tiyatro Kedi’nin yeni sezondaki müzikali “Müzikaldeki Hayalet” adını taşıyor. Alt başlığıysa “Komik Müzikal”. Dave Reiser&jack Sharkey yazmış. İki yazarı da tanımıyorum. Araştırdım, öğrendim oyunun özgün adı “Kıt Bütçeli Müzikaldeki Hayalet”miş. Yazarlar, esasında oyunu opera sanatını gırgıra almak amacıyla yazmışlar. Özgün metinde hayalet erkekmiş ve dar bütçeli tiyatroya gelen “diva”ları öldürmekteymiş. Yapımcı İpek Kadılar Altıner, çevrilen metni almış (kim çevirmiş bilmiyorum, ama bilmeme de pek gerek yok) Türk izleyici için hiçbir şey ifade etmeyeceğine akıl erdirdiği metni oturmuş baştan yazmış. Öldüren hayalet yerine tatlı, sempatik bir dişi hayalet koymuş...
ASUMAN DABAK tiyatrosunun Profilo Kültür Merkezinde sergilediği ŞAHANE DÜĞÜN oyununu seyretmeye gittiğimde, öncelikle salonun doluluğu beni oldukça mutlu etti çünki ödenekli tiyatroların bile sallantılar yaşadığı dönemde özel tiyatroyu yaşatmaya,ayakta tutmaya çalışmak ve her seansta perde açabilmek tiyatro adına onurlu,yürekli çabalar gerektirir bu yüzden bu çaba içindeki bütün meslektaşlarımı yürekten alkışlıyor ve onlarla gurur duyuyorum.
İki yıllık mazisi olan Asuman Dabak Tiyatrosu, "Papaz Kaçtı" ve "Bu Oyun Başka Oyun"dan sonra üçüncü oyun olarak Almanya, Amerika, İtalya, Hollanda, Polonya gibi ülkelerde 1994 yılından beri kapalı gişe oynayan “Şahane Düğün (Perfect Wedding)” ile perdesini açtı. Oyun,1939 doğumlu İngiliz oyuncu ve tiyatro yazarı Robin Hawdon imzasını taşıyordu ve Haldun Dormen tarafından sahneye konulmuştu.
Gecenin geç saati. Fatih’te bir tiyatroda oyun provası yapılıyor. Birden camlar şangırdıyor. Tiyatronun bekçisi koşuyor. Yerde bir taş görüyor. Taşı almak istiyor ama taş sıcak. İçeride prova yapanların yanına gidiyor. Herkes taşın olduğu yere yönelirken yazar Vasıf Öngören bir anda haykırıyor: “Herkes sahneye koşsun!”. Bütün oyuncular sahneye koşarken bomba patlıyor. Ortalık bir cehenneme dönüyor ama ölen yok.
Mehmet Esatoğlu,
İŞTE KAPİTALİZM BU ! İŞTE YABANCILAŞMA , YALNIZLIK VE İLETİŞİMSİZLİK BU ! HAYAT VE SANAT Dün gece (26 Kasım 08) Beykoz Sahnesinde bir oyun izledim ve sana tepeden baktım aziz İstanbul ; görmedim kapitalizmin girmediği tek bir semt !
Pembe’nin Hikayesi (Küçük Bir Namus’un Büyük Öyküsü) Oyun Yazan: Mustafa Acar (musar63@hotmail.com) (Urfa’da yaşanmış trajik bir olay, kurgusal/mizahi öğeler katılarak sahne için yazılmıştır. İzinsiz iktibas edilemez.) Kişiler:
Mustafa Acar,
Ben Öğrenciyken Veya CİNDİ Yazan Mustafa ACAR (1966 Urfa doğumlu. Edebiyat Fakültesi mezunu. Oyun ve deneme alanında yazılar yazar. Dünyanın; sanatçıların ve sanatseverlerin yüzüsuyu hürmetine hala bir parça yeşil kaldığına inanır. Aşağıdaki oyunu, Urfa’da yaşanmış/kurgulanmış bir öğrencilik hikayesidir.)
Mustafa Acar,
Demokrasi Ayna ve Aşk Mustafa ACAR 2 Perde
Mustafa Acar,
Kenter Tiyatrosu, Alfred Hitchcock’un korku, gerilim ve komediyi birleştiren ‘39 Basamak’ filminin tiyatro versiyonu ile seyircinin karşısında. 1935 yılının ağustos ayında Londra’dayız. Richard Hanney , 37 yaşındadır, yaşamaktan yorulmuş bir hali vardır ve canı sıkılır. Bir iş bul kendine diye söylenirken, can sıkıntısını dağıtmak için tiyatroya gider.
OYUNUN AMACI Oyun bittiğinde izleyicilerden biri diğerine, oyundan bir şey anlamadığını ima ederek, oyunun amacını sordu. Diğeri kendisinin de anlamadığı söyledi . Bu oyunun amacı ulusları ve tiyatrolarını karşılaştırmak.
Third Space (Üçüncü Alan) isimli uluslararası sanat ve barış konferansı; 15-19 Eylül 2008 tarihleri arasında 20 ülkeden kültür yöneticileri ve sanat temsilcilerinin katılımıyla Viyana’da gerçekleştirildi. Konferans, merkezi Viyana’da bulunan EON Network ve Freie Theatre tarafından ve Arma Tiyatrosu ve Exeter Üniversitesi ile Türkiye’den Simya Sanat’ın partnerliğinde gerçekleştirildi.
Her gün haberlerden izliyoruz savaşın izlerini, ölenleri, yaralananları ve şehitleri. İçimizde bir yerlerde kanasa da yaralarımız, televizyon kumandasının bir tuşuyla silip atıyoruz acılarımızı sıkıntılarımızı. Hemen bir başka kanalda unutuyoruz dertlerimizi. Bir sünger çekip gerçek hayata mutluluk maskelerimizi takıp unutmaya çalışıyoruz karanlık dehlizlerini ruhumuzun. Silmeye çalışıyoruz zihnimizden tüm izlerini vicdanımızın sorumluluklarını.
Anton Çehov klasiklerinden bir oyun Vişne Bahçesi. Belgi Paksoy çevirisiyle Ali Taygun sahneliyor ve benim gittiğim oyunda Ali Taygun çiftlik sahibi Simyonov-Pişçik’i canlandırıyordu. Canan Göknil’in kostüm tasarımı ve Atıl Yalkut’un dekorlarını yaptığı oyun sehir tiyatrolarındaki pek çok oyun gibi perde açık başlıyor…
İstanbul Devlet Tiyatrosu, Saatleri Ayarlama Enstitüsü isimli bir oyun sahneliyor. Oyun, yönetmeni ve uyarlayıcısı Özgür Yalım'a göre Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ayni isimli romanından yapılmış bir oyundur...
Özgür Yalım, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın (1901–1962) kült romanı “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü sahneye uyarlamış, 28 Ekim’den bu yana İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmekte. Kahramanlarımız Hayri İrdal, Halit Ayarcı, Muvakkit Nuri Efendi, Doktor Ramiz… “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü sahneye taşımak düşüncesiyse kim ne derse desin bence iyi bir seçim.
İletişim çağında iletişimsizlik! Tiyatro Ayna, Önder Paker’in yazdığı, Mahmut Gökgöz’ün sahneye koyduğu kaliteli bir müzikli komedi olan ‘Var mı Sın’ ile çıkıyor seyircinin karşısına. Yaşama inadına tutunan insanlar gibi inadına tutunmuştur tiyatroya Dilek Türker . Hem de büyük bir tutku, büyük bir aşk ile.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı , 2008-2009 sezonu için yardım verilen tiyatroları açıkladı. 2008-2009 sanat sezonu için toplam 247 özel tiyatro 288 proje ile maddi destek talebinde bulunmuş. Değerlendirme sonucunda yardım, 4 kategoride verilmiş :
Balkanlar’da, eski bir manastırdan bozma bir akıl hastanesi.. Kendisi de uyuşturucu bağımlısı olan ve morfine yakın olabilmek için doktor olmuş bir genç adam.. Doktoru olmayan akıl hastanesinde yalnız ve zararsız 6 hasta.. Hastaların donmamak için aynı odada kalmak zorunda olduğu; yiyecek, giyecek ve hatta ilaç imkanının bile neredeyse hiç olmadığı bir hastane.. Tam umudun bittiği anda, gökten düşen bir sandık ! Ve, 2 saatlik harika bir oyun..
Bir tiyatro düşünün. İstanbul’un en güzel yerlerinden birinde, tarihi bir binada, bir katın yarısına konuşlanmış ve seyircisini asansörle mekana çağırıp, oyuna getiren. Bir tiyatro düşünün. Kimsenin bilmediğini bulup, kimsenin oynamadığını oynayıp, herkesin bilip de bir türlü söyleyemediği gerçekleri, seyircisinin suratına suratına çarpmak isteyen.
Bir varmış bir yokmuş. Allahın işi çokmuş. Dünyanın bir yerinde, bulutu yağmayı unutan,çiçeği dalında somurtan, dağları ayakta uyuyan, kendi kendini avutan, varlık içinde yokluk çeken, durup durup içini çeken bir memleket varmış. Bu memlekette, kekliklerin kaderi avcının iki dudağının arasındaymış. Gölgeler orda burda insansız dolaşırmış.
Yazar Vasıf Öngören,muhalif bir insandır.O’nun muhalifliği aklı, bilimi, sağduyuyu, vicdanı rehber edinen bir muhalifliktir.Hayatımızın kader değil de sistemler tarafından çizildiğine inanır.Epik tiyatronun da bu amaçla var olduğunu söyler.Bu nedenle oyunlarını epik yazar.
Andrzej Saramonowicz’in “Testosteron”unda kargaşa, düğün günü damadın gelinden “hayır” yanıtı alması ve gelinin başka birini sevdiğini söyleyerek (ki o kişi düğündeki herhangi biri olan Tretyn’dir) gidip o “başka birini” öpmesiyle başlıyor. Düğünden sonra toplanılacak olan “restaurant”da, yedi kişi birbirleriyle, yaşamlarıyla ve anılarıyla bir arada kalakalıyorlar. Bu yedi karakterin sürtüşmesi oyun boyunca hiç bitmeyecektir. Tümünün ortak oldukları tek nokta, kadın ve kadınlardır.
Devlet Tiyatroları’nın (DT) 2008-2009 sezonunda sahneleyeceği oyunlar belli oldu. DT, perdelerini açtı. Geçtiğimiz yıl, “DT’nin halihazırdaki en önemli ve en itibarlı yönetmeni” diyebileceğimiz Şakir Gürzumar’ın önerisi ve “ısrarıyla” İstanbul DT’de sahnelenmesine karar verilen; ancak, bundan çok kısa bir süre sonra mahkeme kararıyla koltuğuna geri dönen DT Genel Müdürü Lemi Bilgin tarafından provaları askıya alınan, Amerikalı ünlü yazar Irwin Shaw’un savaş karşıtı tiyatro klasiği Ölüleri Gömün adlı oyun, DT’nin yeni sezon programına da alınmadı.
Adı ‘Yaşar’ soyadı ‘Yaşamaz’ Aziz Nesin’in başyapıtı ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’, Kenan Işık’ın rejisi, Timur Selçuk’un müziği ile, yeni sezonda da Şehir Tiyatroları sahnelerinde seyirci ile buluşmaya devam ediyor. Kasabasında kendi halinde yaşayıp giderken, devletin işine gelince ‘ yaşıyorsun ’, gelmeyince ‘ yaşamıyorsun ’ diyerek yaşadığını bir türlü tescil edemeyen Yaşar ’ın hikayesidir bu.
“ İŞTE HAYAT BU ; İŞTE TİYATRO BU !” VAN DT ÇILGIN DÜNYA İLE BEYKOZ SAHNESİ’NDE BİR OYUN SEYRETTİM VE HAYATIM DEĞİŞTİ Dün gece (13.11.08) bir oyun seyrettim ve tiyatro dünyam değişti. Tiyatro böyle bir şeydir işte. Tam yedim bitirdim dersin bir de dönüp bakarsın ki bir arpa boyu yol gitmişsin.
03 Kasım pazartesi gecesi, tekrar dönüp düşündüm hayatın ulaşılmazlarını. Tekrar tekrar düşündüm yoksulluğu ve hangi zorluk içinde olursa olsun bitmeyen yaşam tutkusunu… Bana bunları hatırlatan, sokakta yürüyen fakirler, dilenciler değildi bu sefer. Yaşamın gerçek kıyısından uzaklaşıp, benim için hazırlanmış o büyülü ve yalnız bana ait ütopyama ulaşırken, benim için hazırlanan dünyadan habersizdim.
Meral Arslan,