Sizlere bu satırları yazdığıma göre, yavaş yavaşhayatın normal ritmine dönüyorum demektir. Uzun süredir, yani yaklaşık iki aydır özel hayatım adeta yok oldu diyebilirim. Bir yandan Coriolanus (Koriyolanus) oyununun zevkli, yorucu, doğurgan provaları, bir yandan da Kollama adlı dizinin yoğun çekimleri içinde buldum kendimi…
Dostlar, ne yazık ki tiyatroya “saldırı tiyatrosu” adlı yeni bir açılım kazandırmadım. Bu sadece saldırının halk dilinde “tiyatro” haline gelmesi durumuyla ilgilidir.
Zaman Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı birkaç ay önce, sağcılara bir çağrı yaparak, sağın kendini sanat anlamında yetiştirmesi gerektiğini vurguladı. Dumanlı, gazetecilik konusunda sağda önemli bir çığır açtı...
12 Aralık itibariyle askerim. Yani bir müddet buralarda olamayacağım. Giderayak bir veda etmek hoş olabilir diye düşündüm. Kimbilir belki bir Manisa Güncesi serisi çıkartmış olarak dönerim askerden....
Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğindeki 10. Uluslararası Antalya Piyano Festivali "Fazıl Say ve Arkadaşları" başlıklı konserle açıldı. Hem de ne açılış! Gözlerim Hıncal Uluç’u, Güneri Civaoğlu’nu, müzik direktörü Çiğdem Erken’i...
Sayın Şamlıoğlu, “Kabul etmiş olduğunuz” görev nedeniyle sizi kutlar , başarılı olmanızı dilerim. 40 yıldır İstanbul Şehir Tiyatroları’nı takip eden bir seyirciyim. Öğrenimimde tiyatronun ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nın önemli bir yeri olduğunu söylemeliyim.
“Ömür dediğin üç gündür. Dün geldi, geçti. Yarın Meçhuldür. O halde ömür dediğin, bir gündür, o da ‘bugün’dür.“ / Özdemir Asaf Günümüze uyarlanmış vodvil, farsları Ali'li, Rüstem'li, Hüsnü'lü, Süleyman'lı, Naciye'li oynadınız senelerce....
Bu soruyu bir forumda okumuş altına da aşağıda ki yazının bir benzerini yazmıştım. Ben biraz alışığım ama çocukların karşı karşıya kalmaları işte ona dayanamadım. Dayanamadım, kendimi tutamadım sizlerle de paylaşmak istedim.
Bu yazımda dört oyundan söz edeceğim : 1.) Yaşar Tiyatrosu’ndan “Akıl Defteri”, 2.) Sakarya Gençlik ve Spor Kulübü Tiyatrosun’dan “Ben Sana Söylemiştim, 3.) Marmara Üniversitesi Mizah Kulübü’den “Kaymaklı Dondurma Rengindeki… Takım Elbise”, 4.)Marmara Üniversitesi Mimikomedi Tiyatrosu’ndan “ Beni Hatırladınız mı ?”…
Tiyatro sanatına olan borcunu, bırakalım " Ben Anadolu", " İstanbul Efendisi"ni, sadece "Bernarda Alba'nın Evi"nde yaşar kıldığı Martirio karakteriyle bir defada ödemişti. Dünya standartlarında safkan bir oyuncunun erişebileceği sayılı doruklardan biriydi 'Bernarda'daki performansı.Bana göre, başlıbaşına bir oyunculuk resitaliydi.
Daha başlarken itiraf ediyorum, ben bu oyunu gözlem altına alırken tarafsız olamam. Çünkü Tiyatro Z ile duygusal bağım var. Bengi Heval Öz ve Cem Kenar ile ne zaman rastlaşsam içim pır pır eder. Onlarda çoğu zaman kendi gençliğimi, kimi deliliklerimi, yapamadıklarımı, ulaşamadıklarımı görürüm. Ne tuhaf! Hiç kıskanmam. Hatta onlara öven gözlerle bakar, övgümden kendime pay çıkartırım.
İnsanlar annesine ve babasına değil de daha çok yaşadığı zamana benzermiş… Hakikaten öyle… Biz seksen kuşağının çocukları birbirimizi bulduğumuzda konuşmamızdan, hareketlerimizden anlarız yani aynı notalardan konuştuğunuzda şarkınızda aynı oluyor, aynı duyguyu, mantığı hissedebiliyorsunuz. Bizim zamanımızda şöyle şöyleydi gibi geleneksel bir cümle kullanmadım hiçbir zaman ta ki şu ana kadar...
Aşağıda adı listelenen ve aralarında 123 tiyatro sanatçısı, yazar, eleştirmen, akademisyen ve farklı meslek gruplarına ait 208 tiyatroseverin bulunduğu kişiler, tiyatro yazarı Tuncer Cücenoğlu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen bir imza kampanyasına katılarak, Aykut Işıklar'ın, 16 Ocak tarihli Bugün Gazetesi'nde yer alan ve Nedim Saban'ın kökeninden dolayı Türk tiyatrosunda yeri olamayacağını iddia eden talihsiz yazısını aşağıdaki bildiriyle kınadılar.
70'li yılların Brecht'i ile yetiştik biz. Bize çözüm gibi görünmüştü : Epik tiyatro ile kurtulacaktı toplum ; tiyatro salonları, devrimin başladığı yerdi bizim zamanımızda. Salonlardaki sloganları , ateşi unutmak mümkün değil. "Ana" oyunundan sonra nasıl da taşmıştık salondan Beyoğlu'na, sloganlarla...
YAZARDAN PAYIMIZA DÜŞEN Her dikkatli tiyatro izleyicisi, Tuncer Cücenoğlu’nun yazmış olduğu oyunları izlemek ister. Tuncer Cücenoğlu’nun özel tiyatrolarca sahnelenen oyunlarını, bilet fiyatları nedeniyle izleyemeyenlerin sayısı oldukça çok. Devlet tiyatroları izleyicilerinin,heyecan içinde beklediği Tuncer Cücenoğlu’nun oyunu Ziyaretçi, bende hayal kırıklığı yarattı. Yazardan payımıza düşen öksüz dilimi gibi.
Tiyatro türleri arasında bence en önemlisi çocuk tiyatrosudur. Önemli olduğu kadar da tehlikeli bir alandır bence çocuk tiyatrosu çünkü işin ehli tarafından yapılmadığında çocuklar üzerinde bir daha geri dönülemeyecek önemli etkiler bırakabilir. Durum bu kadar ciddi iken ülkemizde çocuk tiyatroları hiçbir denetim veya danışmanlığa ihtiyaç duyulmadan hazırlanıp oynanabilmekte, pek çok oyuncu tarafından sadece para kazandırdığı için yapılmaktadır...
Reşat Nuri Güntekin’e 120.doğum yıldönümünde ilgi büyük…Yazdığı iki ünlü romandan uyarlanan Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe- her ne kadar artık onun eserleri olmaktan uzak düşmüş olsalar da- hala en çok seyredilen diziler arasında. Merak ediyorum, Reşat Nuri’nin varisi veya varisleri bu eserlerin asıllarından bu kadar uzaklaşarak, ‘başka bir şeye’ dönüşmesine nasıl göz yumuyorlar...
Bu sezon benim sezonum olacak sanırım; William Shakespeare’in oyunları ve derlemelerinden oluşan bir sezon başladı ve yanlışım yoksa şimdiden 2 ya da 3 farklı oyun sahnelenmekte bile...
Günümüz anne ve babalarının evlatlarına eş bulmak için yaptıkları girişimlerin ters tepki yaratmasının vodvilvari yazılmış Sandberg & Firner ikilisinin “Das Ist Meine Frau-Bu da Benim Karım” başlıklı tipik öyküsünü, Hale Kuntay dilimize çevirmiş....
Varoluşçuluk, hayatın anlamının izini süren ve bireyin değerinin ne olduğunu anlamaya çalışan bir felsefi ve edebi akımdır. Varoluşçuluk, diğer birçok akımın tersine, bireye genel bir kavram gibi yaklaşmaz, onun öznelliğini nesnelliğin üstünde tutar...
Uzun zaman olmuş yazmamışım. Bu sebepten bir şeylere yoğunlaşayım ve yazayım diye düşünürken, AKM çıktı karşıma. Nedendir bilmem ama AKM kader gibi sürekli karşımıza çıkıyor ve şöyle bir sarsıyor hepimizi...
Burası DT Üsküdar Tekel Stüdyo Sahnesi. Üsküdar’dan Kuzguncuk’a doğru gelirken bir otobüs durağı mesafede , Paşalimanı diye anılan bir yer. İki yüz elli yıllık taş bir binadayız....
Bazı insanlar vardır, hayata sadece varolan işlerini yapmaya gelmişlerdir. Neden, nasıl, niye yaptıklarını sorgulamadan, görevlerini sonuna kadar hakkıyla yerine getirirler....
Televizyon ekranında aile dizilerinden geçilmiyor. Komedisi bol olanı da var, içinde çokça hüzün barındırıp gözyaşı döküleni de. Tiyatrokare de bu sezon bir ailenin hikayesini anlatıyor....
Kishon'un TARLA KUŞUYDU JÜLYET oyununu seneler önce Ayten Gökçer, Kerim Afşar'dan izlemiştim. Sonrasında TRT için çekilen dizide Ayten Gökçer bu defa Çetin Tekindor ile başrolleri paylaşmıştı....
Tuncer Cücenoğlu’nun 1980 yılında yazdığı Çıkmaz Sokak İBŞB Şehir Tiyatroları tarafından bir kere daha sahnelendi. Oyun ile ilgili yazarın açıklamalarından oyunun hem yurt içinde hem yurt dışında yüzlerce tiyatroca sahnelendiğini....
DÜZEN BOZUK, SAHNE ŞAHANE... Salona ilk adımı attığınız dakikada oyunun büyülü atmosferi başlıyor aslında.. İlk olarak, açık sahne perdesinin o amacına fazlasıyla ulaşan sersemleştirici haliyle karşılaştığınızda yani...
Günlerden Cuma vakit akşam… Kafada bir şeyler var, yeni oluşumlar onları çıkarmam için yazmam lâzım… Fakat bir türlü çıkmıyor… Başım patlıyor, sinirlerim Himalayalar’ın zirvesine Nasuh Mahruki modunda tırmanmış inmeyecek vaziyette…
Sezonla birlikte Duru Tiyatro da oyunlarını sahnelemeye başladı ve bu dönem -yanılmıyorsam- 2.sezonu olmasına rağmen tadından bir şey kaybetmeyen AŞK HER YERDE ile 3 Ekim akşamı “perde” dedi...